Avon Vadisi’nde zamansız güzellik; “BATH”

İngiltere’nin güney batısında konumlanan Roma hamamlarıyla adeta kaplıcalar şehri olarak tanımlanabilecek Bath, her bir köşesinde yüzlerce yıllık tarihi binaları, yemyeşil doğası, her köşe başında müzik yapan mutlu insanları ile İngiltere’nin mutlaka ziyaret edilmesi gereken şehirleri arasında yer alıyor.

Cazibe Sammalı

Bath şehri ve onu çevreleyen yemyeşil alanlar, İngiltere’nin ziyaret edilmesi gereken en güzel yerlerinden biri olarak tanımlanıyor. İngiltere’nin güney batısında yer alan Bath, kaplıcaları, Roma hamamları, görkemli Gürcü mimarisinin etkilerini taşıyan evleri, düzenli sokakları, rengarenk bahçeleri ve etkileyici Stonehenge ile İngiltere’de mutlaka ziyaret edilmesi gereken şehirler arasında yer alıyor. Yürüyerek kolaylıkla gezilebilecek olan Bath şehri, çeşit çeşit restoranları, ikinci el mağazaları tiyatrolar, barları ile ziyaretçileri oldukça keyif bir gezi yapma imkanı veriyor. Roma kaplıcaları ve Gürcü evlerinin yoğunlukta olduğu şehirde şehrin tarihinin sindiği binalarda kendinizi yüzlerce yıl öncesinde hissedebilirsiniz. Bölgede 400 yıl egemenlik sürmüş Romalılar tarafından kaplıca olarak kurulmuş olan kent, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Roma Hamamları
1897 yılında hizmete açılan tarihi hamam kompleksi John Wood, the Elder, John Wood, the Younger gibi meşhur mimarlar tarafından tasarlanmış. Kutsal Bahar, Roma Tapınağı, Roma Hamamı Evi ve tarihi kalıntıların sergilendiği Roma Hamamı Müzesi ile beraber 4 farklı bölümden oluşuyor. Müzede orijinal ve balmumu heykeller de sergileniyor. Her yıl 1 milyondan fazla ziyaretçi alan kompleksin içerisinde yerin binlerce metre altından çıkan jeotermal sulardan havuzlar oluşmuş. Ancak bu havuzlara girmeye izin verilmiyor. Yaklaşık iki bin yıl önce Romalılar tarafından kurulan Roman Baths’i ziyaret etmek, Bath şehrindeki yapılacak aktivitelerden ilki ve en önemlisi.
12. yüzyılda yapılan King’s Bath bölümü her gün 46 derece sıcaklıkta, 1.170.000 litre sıcak kaynak suyu aşağıdan yukarıya doğru fokurduyor. Roman Baths’a girdiğinizde ilk olarak karşımıza teras gibi bir yer çıkıyor. Burası 1897 yılında yapılmış. Burada görünen havuz, “Great Bath” denilen yer. Burayı görmek insanı zaten etkiliyor. Teras gibi yerin etrafında ise dokuz adet heykel var. Bunlar, Britanya ile bir şekilde bağlantısı olan imparatorların ve Romalıların Britanya’da görev yapmış valilerinin heykelleri.
Roman Baths’ın diğer tarafında üzerinden buhar çıkan sıcak suyun aktığı bölüm ve insanların para atıp dilek tuttukları havuz var. Yine buraya yakın bir yerde ziyaretçilerin içebildiği doğal ve sıcak kaynak suyu var. Kutsal pınar ( Sacred Spring ) denilen kaynaktan çıkan sular, 46 derecelik sıcaklığa sahip. Sütunların çevrelediği bir orta havuzda toplanıyor.
Havuzun etrafında zamanla şekillenen yapının tamamını gezince büyüklüğü ve teknik donanımından etkilenebiliyorsunuz. Zevk ve rahatlama için inşa edilen güzel hamam, Roma Dönemi’nden bu yana bir sağlık merkezi olmuş. Sular, hem antik Roma Hamamlarında hem de İngiltere’de yıkanabileceğiniz tek doğal termal kaplıcalara ev sahipliği yapıyor.

Bath Abbey: 1499 yılında eski bir Norman Katedrali’nin kalıntıları üzerine yapılmış bir kilisedir. Şu anki kilise, bulunduğu yere yapılan 3. kiliseymiş. Bath Abbey’de duvarlarda ve yerde çeşitli mermer levhalar bulunuyor. Bu levhalarda kilise cemaatinden olan üyeler için yapılanların yanında savaş anıtı ve diğer çeşitli önemli kişiler adına yapılmış olanları da var. Kilisenin resimli camları da görülmeye değer. Bath Abbey, İngiltere’nin ilk kralı olan Kral Edgar’ın 973 yılında giyme töreninin yapıldığı yer olarak da önem taşıyor.
Pulteney Bridge: 1769 yılında yapımına başlanan tarihi köprü, 1774 yılında hizmete açılmıştır. Mimar Robert Adam tarafından tasarlanan ikonik yapı, Avon Nehri üzerine kurulmuştur. 45 metre uzunluğa 18 metre genişliğe sahip köprünün başından sonuna karşılıklı dükkânlar bulunuyor. Bath’ın sembolleri arasında yer alan köprü şehrin kilit turistik mekanlarından biri haline gelmiş durumda.
Jane Austen Evi: Britanya’nın en sevdiği yazarının hayatını keşfetmek için Jane Austen Merkezi’ni ziyaret edebilirsiniz. Sergiler ve kostümlü karakterler Austen’in 1801- 1806 yılları arasında Bath’da geçirdiği zamanın öyküsünü ve çalışmaları üzerindeki etkisini anlatıyor.
Circus: Bath’ın Somerset ilçesi sınırlarında yer alan Kraliyet Crescent’e iki dakikalık yürüme mesafesinde yapı, Gürcü mimarisinin en değerli örnekleri arasında gösterilmektedir. Ünlü mimar John Wood tarafından tasarlanmış ve 1754 ve 1768 yılları arasında inşa edilmiştir. The Circus 3 eşit parçadan oluşan dairesel bir yapı. Karşı-karşıya 3 kapısı bulunan büyüleyici yapı, 200 metrelik bir uzunluğa sahiptir. Yaşlı John Wood tarafından tasarlanan ve 1754 yılında oğlu tarafından tamamlanan Circus da üç sokak var. Evlerdeki frizlerde, Sanat ve Bilimi temsil eden 528 farklı oyma bulunuyor. Usta mimar John Wood tarafından tasarlanan şaheser onun en önemli eseri kabul edilmektedir. Bu yapıda John Wood’un ilham kaynağı İtalya’nın başkenti Roma’da bulunan Antik Roma’dan kalan ‘Kolezyum’ yapısı olmuştur.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.