Dünyanın en güzel yürüyüş rotalarından biri: Likya Yolu…

Yeşilin ve Akdeniz’in mavisinin nefes kesen bir güzellikte tarih ile buluştuğu Likya Yolu’nda zaman yok oluyor, zamanın getirdiği telaş yerini dinginliğe ve huzura bırakıyor. Sadece bir sırt çantası ile çıkabileceğiniz, her anında enfes manzaralarla karşılaşacağınız binlerce yıllık Likya Yolu’nda kendi hikayenizi yaşayın!

Dünyanın en ünlü yürüyüş yollarından biri Likya Yolu… Türkiye’nin Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanan bu tarihi rota, her yıl dünyadan yaklaşık 40 bin doğa tutkununu ağırlıyor ve bir masal yolculuğunu tamamlamış yorgun birer kahraman olarak ülkelerine, yaşadıkları şehre dönüyorlar.

Dünyanın en iyi 10 ve en güzel manzaralı 50 yürüyüş rotasından biri seçilen Likya Yolu yaklaşık 40-45 günde tamamlanabiliyor. Performansa göre bunu 20-25 güne kadar indirmek de mümkün. Bu sürenin tamamını bir yılda yürüyemeyecek olanlar ise her yıl parkurun bir kısmını yürüyerek de Likya Yolu’nu bir kaç yılda tamamlayabiliyorlar.

Sadece bir sırt çantasına ihtiyaç duyacağınız yolculukta sizi neler mi bekliyor? Akdeniz’in sonsuz maviliği, Tahtalı Dağı’nın zirvesi ve eşsiz manzarası, doğanın büyüleyici, dinlendiren yeşili, dağların kekik toplayıcı Yörükleri, binlerce yıllık tarihi izleri tadı damağınızda kalacak lezzetler, doğayla iç içe geceler ve gündüzler… Rota hem dağlardan görebileceğiniz eşsiz manzaralar, hem de inip yüzebileceğiniz yerlerden geçiyor.

Tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor
“Işık Ülkesi” anlamına gelen Likya’nın geçmişi binlerce yıl öncesine, M.Ö 13.YY’a kadar dayanıyor. Likya Yolu’nun bilinen en eski tarihi ise Likya Federasyonu ile başlıyor.
Antalya’nın batısındaki Teke Yarımadası üzerinde kurulmuş Olimpos, Xantos, Patara, Antiphellos, Phaselis, Aperlae, Andriake, Myra ve Apollonia dahil 77 antik kentin oluşturduğu Likya Federasyonu tarihte özgürlük ve bağımsızlıklarına son derece düşkün bir halk olarak tanınıyor.


Bugün Likya Yolu olarak bilinen yürüyüş rotası Muğla ili Fethiye ilçesi Hisarönü (Ovacık) mevkiinden başlıyor, 555 kilometrelik güzergah Antalya ili Geyikbayırı Köyü’nde sona eriyor. Rotayı Antalya’dan başlayıp Fethiye’de bitirebilmek de mümkün.
Zaman zaman kıyı şeridinden zaman zaman da dağlardan geçerek devam eden Likya Yolu’nda yürüyüş yapanlar için yol gösterici işaretler yer alıyor. Aslında birbirinden bağımsız yollardan oluşan parkur ilk defa Romalılar döneminde birleştirilerek uzun ve geniş bir ağ şeklinde bir Likya Yolu oluşturulmuş ve o zamandan beri bu yolda insanlar yürümeye devam ediyor.

Tarihin içinde doğanın ve denizin tadını çıkarın
Adını Likyalılardan alan yürüyüş rotası yirmiyi aşkın antik kentin yanı sıra Türkiye’nin en çok tercih edilen tatil yerleri olan Fethiye, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Yediburunlar, 18 kilometre ile dünyanın en uzun doğal plajlarından biri olan Patara Kumsalı, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Korsan Koyu, Türkiye’nin en güzel deniz feneri seçilen Gelidonya (Taşlık Burnu) Feneri, Adrasan Koyu, Musa (Olimpos) Dağı, Çıralı Plajı, Avrupa ve Türkiye’nin sahildeki en yüksek zirvesi olan Tahtalı Dağı (2366), Tekirova, Kesme Boğaz, Göynük Kanyonu, Göynük gibi doğal güzelliklerden geçerek Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanıyor.

Parkur sadece kıyıyı takip etmekle kalmıyor, yer yer sarp yamaçlara çıkarak, kumsallara ve limanlara iniyor. Yaylalardan ve ormanlık alanlardan da geçen güzergah, Tahtalı Dağı’nda 1800 metredeki sedir ormanlarının yukarısında en yüksek noktasına ulaşıyor.
Dinlenmek, yüzmek veya güneşlenmek isteyenler için de alternatifler sunan Likya Yolu, pansiyon, restoran ve plaj olanaklarından yararlanabileceğiniz birçok sahil köyünün içinden veya yakınından geçiyor.


Rota ayrıca Kalabantia, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Patara, Phellos, Antiphellos, Sebada, Apllania, Aperlai, Teimussa, Simena, Sura, Andriake, Myra, Belos, Gagai, Melanippe, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Phaselis antik kentleri yanı sıra St Nicholas (Noel Baba) Kilisesi, Alakilise, Papazın Kayası, Gedelme Kalesi, Delikkemer ile Xanthos’a su götüren su kemerleri gibi tarihi mekanlara uğruyor. Xanthos ve Letoon ören yerleri aynı zamanda UNESCO dünya mirası listesinde yer alıyor.

İşaretleri kaçırmayın!
Fransız Grande Randonnee sistemiyle işaretlenmiş ve kavşak noktalarına sarı yönlendirme tabelaları yerleştirilmiş olan Likya Yolu’nu doğayı ve yürüyüşü seven herkes rahatlıkla yürüyebilir.
Patikalarda her 50, toprak yollarda ise yaklaşık her 200 metre aralıklarla işaretlenen kırmızı-beyaz çizgiler, Likya Yolu’nda devan eden serüvencilerin işini kolaylaştırıyor. Örneğin; Kırmızı boya ile çizilmiş ‘çarpı’ işaretleri patikadan sapıldığını, işaretin başında bulunduğu yola girmemeniz gerektiğini söylüyor. Üst üste çizilmiş kırmızı-beyaz işaretlerse, bir yol ayrımına geldiğinizi hatırlatıyor. Söz konusu işaretler periyodik aralıklarla gönüllüler tarafından yenileniyor.

En uygun zaman İlkbahar
Likya yolu Akdeniz ikliminin hakim olduğu bir bölgede yer alıyor. Dolayısıyla da kış ayları oldukça yumuşak geçtiğinden, yürüyüş sezonu neredeyse yılın tamamına yayılıyor. Küresel ısınmanın da etkisiyle yılın on bir ayı yürünebilecek uygun koşullara sahip. Kişilere göre değişmekle birlikte yürümek için en uygun ve en güzel zaman ise karlarla kaplı tepeleri ve toprağın yüzünü örten çiçekleri bir arada görebileceğiniz ilkbahar mevsimi ile sıcak ve nemin giderek azaldığı Ekim ve Kasım ayları. Dağların doruklarında gün içinde dört mevsimin birden yaşanabileceğini de unutulmamak gerekiyor. Eğer yüksek kesimlerde yürümüyorsanız. Mayıs ortası ile Eylül ortası yürüyüş aktivitesi için oldukça sıcaktır. Aralık ve Ocak aylarında yağmur ve fırtına görülebilir. Ocak ayından Nisan başına kadar 1500 metrenin üzerinde genellikle kar vardır. Kasım-Şubat aylarında sağanak yağışlara sık sık rastlanıyor.

Sırt çantasında 4 mevsimlik hazırlık
Likya Yolu’nda yürüyüşe çıkarken 4 mevsime uygun şekilde hazırlıklı olmak gerekiyor. Tüm yolculuğunuz boyunca sırtınızda taşıyacağınız sırt çantası hem 4 mevsime hazırlıklı hem de ayı zamanda hafif olmalı ama nasıl?
Çantanızda olması gerekenler arasında, trekkingde önemli olan şeyin vücut sağlığı olduğunu düşünürsek, buna uygun rahatlıkta giyim malzemeleri başı çekiyor. Ayrıca yer yer kamp kuracağınız için de kamp malzemelerinizi de yanınıza almalısınız. Şöyle bir sıralayacak olursak; yürüyüş botu, su matarası, olur da gruptan ayrılır veya kaybolursanız diye düdük, çakı, şapka, rüzgarlık ve yağmurluk, sırt çantası, dudak ve güneş kremi, el feneri ve kafa lambası, uyku tulumu, mat, ilkyardım çantası, dayanıklı bir pantolon ve şort, kibrit ve tabi ki harita.

Likya Yolu’nda çıkarken çantanızda olması gerekenler
• Su. En az 2 litre. Hatta 3
• İlk yardım çantası
• Yürüyüş şortu
• Güneş gözlüğü
• Yürüyüş ayakkabısı. Kaymaz tabanlı
• Yedek çoraplar
• Yürüyüş tişörtü. Terlediğinizde de rahatsız etmeyecek özellikte
• Uzun bir yürüyüş pantolonu. Özellikle dizden fermuarlı olanları güzel. Hava sıcak olunca fermuarı açıp şort olarak da kullanabilirsiniz.
• Yağmurluk
• Çabuk kuruyan havlular
• Mayo
• Şapka
• Güneş kremi
• Küçük çanta
• Termos
• Islak mendil
• Peçete
• Akşam için uzun kollu polar
• Parmak arası terlik
• Sandviç ve abur cubur
• Baton
• Çakı
• Fener
• Çadır
• Işık ve el feneri
• Enerji barları. Proteine bolca ihtiyacınız olur.
• Uyku tulumu ve mat. Uyku tulumu, özellikle soğuk havalara da dayanıklı olsun.
• Diş fırçası ve macunu, şampuan gibi kişisel bakım malzemeleri
• Fotoğraf makinası, yedek hafıza kartları ve bataryalar

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.