Ekonomik depresyon sonrası gıda krizi kapıda

“Devletlerin salgına karşı almaya başladığı önlemler, dünya ekonomisinin sorunlarını, kolaylıkla ‘küresel depresyon’ olarak tanımlanabilecek bir düzeyde ağırlaştırdı” diyen İktisatçı Ergin Yıldızoğlu, Covid-19 hastalığının tetiklediği sert ekonomik sarsıntıların yanı sıra henüz ülkelerin odağında olmasa da tartışılmaya başlanan gıda krizine dikkat çekiyor.

“Başlangıçta salt ekonomik göstergelere bakarken, koronavirüs salgınının yaratmaya başladığı gıda krizi riski gözden kaçmıştı. Şimdi bu risk tartışmaların gündemine girmeye başladı” diyen Yıldızoğlu, potansiyel bir gıda krizinin üç boyutu olduğunu ifade ediyor.

 

Yıldızoğlu’nun anlatımıyla ele alınması gereken birinci boyut şöyle: “Tarım, tarıma dayalı sanayi ve hayvancılık alanında, Batı Avrupa ve ABD’de üretim, işleme, paketleme taşıma ve boşaltma alanlarında Covid-19 etkisiyle çok ciddi dar boğazlar oluşuyor. Tarım ve hayvancılık, özellikle taze sebze, meyve üretimi ve rekoltesi ülkeler arası göçmen ve mevsimlik iş gücü hareketine dayanıyor.

Üretilenlerin sınır ötesi taşınması gerekiyor. Covid-19 bu hareketleri durdurdu, tedarik zincirlerini kopartmaya başladı. Bu zincirler gelişmiş ülkelerin halkının beslenmesi için gereken gıda mallarını, mevsimlik işçi hareketleri de işçilerin geldiği ülkedeki beslenmeyi finanse eden geliri sağlıyor.”

Önce herkes kendi halkını doyuracak

İkincisi; dünyanın her yerinde özellikle ABD ve Avrupa’da süpermarketler, özellikle gelişmekte olan ülkelerden getirilen ürünler sayesinde vatandaşlarını refah düzeyine uygun gıda ürünleri sunabiliyorlar. Tedarik zincirleri koparken hem süpermarketlerin rafları boşalıyor hem de raflardaki ürünlerin fiyatları artıyor. Böylece özellikle, nüfusun düşük gelirli kısmının gıda rejimi olumsuz yönde etkilenmeye başlıyor.

Bu madalyonun öbür yüzünde, tedarik zinciri kırılırken, zincirin üretim ucunda, satılmadan kala ürünler var. Bu ürünlerin, fiyatlarının dolayısıyla tarım emekçilerinin ve çiftçisinin gelirlerinin düşmeye, beslenme sorunlarının artmaya başlaması var.

Üçüncü boyut ise; buğday, mısır, pirinç, şeker gibi stratejik ürünleri üreten Rusya, Vietnam, Kazakistan benzeri ülkelerin, koronavirüs salgınında kendi halkını doyurma kaygısıyla ihracat kısıtlamalarına gitmeye başlamasıyla ilgili. Ergin Yıldızoğlu, bu refleks henüz çok güçlü olmasa, olduğu kadarıyla Mısır, Cezayir, Afrika’da Sahra Altı ülkeleri gibi büyük ölçüde gıda ithal eden görece yoksul ülkelerde hem fiyat hareketleri hem de tedarik sorunları açısından kaygı yarattığına dikkat çekiyor.

“Tarih gıda krizleriyle gerek ülkelerin içindeki gerekse ülkeler arasındaki siyasi gerginliklerin, istikrarsızlıkların artışı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyor” diyen Yıldızoğlu, son olarak şunları söylüyor: “Kitlesel test ve aşı sorunları aşılamadığı taktirde ekonomilerin, tedarik zincirlerinin yeniden hareketlenmesi olanaksız. Bu durumda, Covid-19’un ekonomik etkilerinin siyasi sonuçlar yaratma olasılığı da artıyor.”

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.