Herkesin yolunu düşürmek istediği yer; Bozcaada

Kuzey Ege denizinde yer alan Bozcaada, Türkiye’nin en özel yerlerinden biri. Kurgulanmamış, doğal güzelliği ile adaya gelen herkesi büyülüyor… Bugün adada yaşayan Rum nüfus çok azalmış olsa da mimariden mutfağa yaşamın her alanında Rum kültürünün izlerini görmek mümkün. Bozcaada, görenin ayrılmak istemediği, keşfedenin ise her mevsim yolunu düşürmek istediği büyülü bir coğrafya.

Çanakkale’ye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Geyikli’den kalkan feribot, yaklaşık yarım saatte sizi Bozcaada’ya ulaştırıyor. Yazın sık sık gerçekleşen feribot seferleri, kışın pek seyrek yapılıyor. Hem araç, hem de yolcu taşıyan feribot ada merkezine yanaşırken, sağ yanınızda yıllara meydan okuyan Bozcaada Kalesi ile sol tarafınızda kalan eski liman sizi karşılıyor. Tam karşınızda ise adanın klasik Türk ve Rum evleri, iki caminin minaresi ve adadaki tek kilisenin çan kulesi size “merhaba” diyor.
Son yıllardaki yanlış avlanmalar sebebiyle balıkçılığın eskisi gibi revaçta olmadığı Bozcaada’da renk renk balıkçı tekneleri belki de günün birinde yeniden, hep birlikte mavilikleri yırta yırta kilolarca balık tutacakları günü bekliyorlar limanda. Yine de her akşam, akşam suyuna kalamarlar, ahtapotlar, biraz da balık, denize açılan teknelerin livarlarında adaya doğru yol alıyor. Tekneleri ve denizi kendilerine manzara yapan limandaki meyhaneler, hazırladıkları Ege’ye has mezeleri, adanın lezzetli şarapları ve elbette Türkiye’nin en çok sevilen içkisi rakı ile tadacağınız en güzel ambiansı yaratıyor.

Caddenin bir tarafı Rum mahallesi bir tarafı Türk…
Adanın merkezine yanaşan feribottan inip de birkaç adım attığınızda kendinizi zaman içerisinde turizm odaklı dizayn edilmemiş bir güzelliğin içerisinde bulacaksınız. Yürüdüğünüz Arnavut kaldırımlı yol, on yıllar önce adanın iki mahallesini birbirinden ayıran, bugün ise üzeri kapanarak yol olarak kullanılan bir dere aslında. Bir tarafınız her ne kadar bugün nüfusu çok azalsa da Rum mahallesi, diğer tarafınız ise Türk mahallesidir. İşletmelerin daha çok olduğu, hayatın daha hareketli seyrettiği Rum mahallesindeki meyhaneler ve pansiyonlara nazaran Türk mahallesinde arada işletmeler olsa da daha çok konutlar bulunuyor, hayat daha yavaş akıyor.
Mitolojide de kendisine önemli bir yer edinen Bozcaada’nın, 3 bin yıl önce yaşanan bir olaya göre kilitli bir sandık içinde adaya ulaşan Thenes’in adası olduğu rivayet ediliyor. Zaten “Thenes’in Adası” anlamına gelen Tenedos ismi uzun yıllar kullanıldıktan sonra bu küçük ada, günümüzde Bozcaada ismi ile anılıyor.

>Her plajın ayrı bir büyüsü, güzelliği var</strong>
Dillere destan denizi, koyları ve plajları, Bozcaada’ya yolunu yazın düşürenlerin ilk nedeni diyebiliriz. Türkiye’nin sayılı plajlarından biri olan Ayazma Plajı, hemen yanıbaşında yer alan Sulubahçe ve Habbele plajları, doğal yapısı sebebiyle bir akvaryumu andıran Akvaryum Plajı, son yıllarda adı bir geminin karaya oturması ile anılan ve geçen yıl gemi kaldırılsa da popülaritesini kaybetmeyen Beylik Plajı adanın güneye bakan ve haliyle de hakim poyraz rüzgârına kapalı en revaçtaki plajları olarak göze çarpıyor. Lodosun estiği vakitler yahut dalgalı deniz sevenler içinse upuzun kumsalıyla, adanın en yüksek tepesi olan Göztepe (193 metre), manzarasıyla deniz meraklılarına kollarını açan Çayır Plajı, aynı zamanda windsurf ve kitesurf yapılan da bir plaj.

Şaraplarının lezzeti ülke sınırlarını aştı
Adanın tarihi boyunca anıldığı en büyük özelliği ise bağları olmuş. Kendine has Çavuş üzümünün lezzeti ada sınırlarının çok ötesine geçer, İstanbul piyasasında bile merakla beklenirmiş. Son yıllarda tarımın zorlaşması, turizm faaliyetlerinin daha gelir getirici bir alan olması sebebiyle ne yazık ki bağcılık adada biraz ikinci plana itildi. Çavuş üzümünün haricinde adanın yerli üzümleri Kuntra, Karalahna ve Vasilaki. Adanın özel şarapları hem iç piyasada, hem Türkiye’de, hem de az miktarda olsa da ülke sınırları dışında ilgilisine ulaşıyor ve çok beğeniliyor.

Gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel ada
Yürüyerek gezebileceğiniz Bozcaada merkezindeki sokakların büyüsüne kapılmak için kendinizi tutmayın. Gecesi de, gündüzü de ayrı güzellikler barındıran Bozcaada, sadece yazları değil ilkbahar ve sonbaharda da tüm güzelliklerini sunar. İlkbaharda rengârenk açan çiçekler, filizlenen bağlar, her yerden fışkıran ada otları ve bol bol yürüyüş yapabileceğiniz patikalarla muazzam kareler verir size. Sonbahar ise ada üzümlerine doyduğunuz, adalılarla çınar altında bol bol muhabbet edecek vakit bulacağınız, adanın belki de en özgün festivallerinden biri olan Uluslararası Bozcaada Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) ile tüm dünyadaki çevre konularıyla alakalı belgeselleri izlerken, şarabınızı yudumlayacağınız bir mevsim. Kısacası ada sizi bekliyor; Bozcaada’ya adım atmak için çok fazla sebebiniz var.

Amaranda Ada Evi sizi bekliyor!
Amaranda, adalıların verdiği adla mor çiçekler, Bozcaada’da yazın habercisi olarak çayırlara yayıldığında bahar pikniklerini renklendirirlerdi.
Adalı kadınlar saçlarına iliştirmek için Amaranda ile taçlar örererek baharın tazeliğini paylaşırlar; kapılarına astıkları Amaranda çelenkleri ile yazın bereketini evlerine davet ederlerdi.
Amaranda, adını masalların “hiç solmayan sihirli çiçek”inden alır.
Amaranda Ada Evi Bozcaada’nın hiç bozulmayan güzelliğini, Kuzey Ege’nin cana can katan rüzgarını, bağların sihrini, temiz denizini, yalnız sahillerini ve geceleri aydınlatan yıldızlarını paylaşmak için kapılarını size açıyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.