İngiltere Prens Philip’e veda etti…

Prens Philip’in romanlara, filmler konu olacak yaşamı 99 yaşında son buldu. Yaşamı boyunca özel hayatı hakkında neredeyse hiç konuşmayan Prens Philip, başarılı bir asker iken her koşulda eşinin yanında olmaya seçen bir eş olarak anıldı. Prens biyografisini yazan bir yazara dediği gibi “asıl işinin Kraliçe’nin hükmünün sürmesini sağlamak” olduğuna inanıyordu ve son nefesine kadar bu inancına uygun yaşadı.

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in eşi Edinburgh Dükü Prens Philip 99 yaşında vefat etti. Kraliçe Elizabeth, 950 yıllık bir kraliyet ikametgahı olan Windsor Kalesi’nin arazisinde gerçekleşen ve televizyonda canlı yayınlanan cenaze töreni ile 73 yıllık eşi prens Philip’i veda etti.

İngiltere’deki monarşinin en önemli isimlerinden biri olan Prens Philip, her zaman eşi

Kraliçe İkinci Elizabeth’e verdiği destek ve yanında kararlı duruşuyla tanındı. İngiliz Donanması’ndan gelen Prens tüm sorumluluklarını bırakıp Kraliçe olarak tahta çıkan eşinin yanında olmayı tercih etti.  Yunanistan doğumlu olması nedeniyle zaman zaman çeşitli ithamlara da maruz kalan Prens, eşinin yanından hiç ayrılmadı ve yaşamını kraliçeye göre şekillendirdi.

Yunanistan’da doğdu, kraliyet donanmasında asker oldu

İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bugüne kadarki en uzun ömürlü erkek üyesi olan Prens Philip, 19 Haziran 1921’de Yunanistan’ın Korfu Adası’nda doğdu. Yunanistan, Gregoryen takvimi kullanmadığı için nüfus kâğıdında doğum tarihi 28 Mayıs 1921 olarak görünüyordu.

Babası, Helen Kralı 1. George’un küçük oğlu Yunanistan Prensi Andrew. Annesi, Battenberg Prensi Louis’nin en büyük çocuğu, Hindistan’ın son İngiliz genel valisi Burma Kontu Mountbatten’ın da kız kardeşi Battenberg Prensesi Alice. Prens Philip’in annesi Prenses Alice aynı zamanda, Kraliçe Victoria’nın büyük büyük torunuydu.

Prens Philip’in babası, 1922’deki askeri darbeden sonra devrimci mahkeme tarafından Yunanistan’dan sürüldü. Kuzeni Kral Beşinci George tarafından Yunanistan’a gönderilen bir İngiliz savaş gemisi, aileyi Fransa’ya götürdü. Prens Philip yolculuğun büyük bir kısmını portakal kasasından yapılan ahşap bir beşikte geçirdi.

Ailenin en küçüğü ve tek oğlu olan Prens Philip eğitimine Fransa’da başladı. Prens Philip, yedi yaşında Mountbatten ailesinin yaşadığı İngiltere’ye geldi ve Surrey’de özel bir ilkokula yazıldı. 1933 yılında, Almanya’nın güneyinde Alman eğitimci Kurt Hahn tarafından kurulan Schule Scholl Salem yatılı okuluna gitti. Ama birkaç ay sonra Yahudi olan Hahn, Nazi zulmünden kaçmaya zorlandı. Hahn, taşındığı İskoçya’da Gordonstoun okulunu kurdu, Prens Philip de Almanya’da iki dönem okuduktan sonra Gordonstoun’a transfer oldu.

13 yaşındaki prenses Elizabeth asker Philip’den çok etkilendi

Savaş yaklaşmaya başlayınca Prens Philip de kariyerine orduda devam etme kararı aldı. Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne girmek istedi ama anne tarafındaki denizcilik geleneklerinin izini sürüp Dartmouth’ta, Britanya Kraliyet Donanma Koleji’nde askeri öğrenci oldu.

Prens Philip Donanma Koleji’nde öğrenciyken okullarını ziyarete gelen, Kral Altıncı George, eşi Kraliçe Elizabeth ve iki genç prenses Elizabeth ve Margaret’a eşlik etti. O dönemin tanıklarına göre Prens Philip’in havalı ve gösterişli tavrı, 13 yaşındaki Prenses Elizabeth üzerinde büyük etki yarattı.

Philip kariyerinde hızla yükseldi, 1940 yılı Ocak ayında sınıf birincisi oldu ve ilk askeri görevi için Hint Okyanusu’na gönderildi. Akdeniz filosundaki HMS Valiant savaş gemisine transfer oldu ve 1941’deki Cape Matapan Savaşı’nda bu filoyla çıktığı görevlerde harekât raporlarında adını geçirerek başarılarından söz ettirdi. Geminin projektörlerinden sorumlu yetkili olarak özellikle gece harekâtlarında kritik öneme sahip bir rol üstlendi. Ekim 1942’ye kadar Kraliyet Donanması’ndaki en genç yüzbaşılarından biri oldu ve HMS Wallace savaş gemisinde görev aldı.

Nikah öncesinde İngiliz vatandaşı oldu

Bu dönemde, Prens Philip ve genç Prenses Elizabeth mektuplaşmaya başladı. Prens, birkaç defa Kraliyet Ailesi’yle kalması için saraya davet edildi. Bu ziyaretlerden birinde, 1943 Noel’inde Elizabeth, Philip’in üzerinde donanma üniformasıyla çekilen bir fotoğrafını makyaj masasının üzerine yerleştirdi.

Saray mensupları arasında Prens Philip’e ona “kaba ve küstah” diyenlerin de olduğu bir muhalefet olsa da, Prenses Elizabeth’le ilişkileri barış döneminde gelişti. Prenses Elizabeth aşıktı ve 1946 yazında Prens Philip, Kral George’dan evlenmek için izin istedi. Ama nişan haberi duyurulmadan önce Prens’in yeni bir tabiiyete ve soyadına ihtiyacı vardı. Yunan unvanından feragat etti, İngiliz vatandaşı oldu ve annesinin İngiliz soyadı Mountbatten’ı aldı. Princess Elizabeth, Philip Mountbatten ile evlendi.

Düğünden bir gün önce Kral 6. George Prens Philip’e “Majesteleri” unvanını verdi. Düğün sabahı da Prens Philip, Edinburgh Dükü, Merioneth Kontu ve Greenwich Baronu unvanlarını aldı. Prens Philip ile Prenses Elizabeth’in düğünü 20 Kasım 1947’de Londra’nın en büyük kiliselerinden Westminster Abbey’de yapıldı. Winston Churchill düğünü, savaş sonrası gri Britanya’da “bir renk ışıltısı” olarak tanımladı.

Aşkı için askerlik kariyerini yarım bıraktı

Edinburgh Dükü düğünden sonra donanmadaki kariyerine devam etti ve Malta’da görevlendirildi. Çift kısa bir süre de olsa, donanmadaki diğer asker ailelerine benzer bir hayata sahipti. Oğulları Prens Charles 1948’de Buckingham Sarayı’nda doğdu, kızları Prenses Anne da 1950’de dünyaya geldi. Prens Philip, 2 Eylül 1950’de her donanma askerinin hayali olan HMS Magpie yelkenli gemisinin komutanlığına atandı.

Ama Prens’in donanmadaki kariyeri yarım kaldı. Kral Altıncı George’un sağlığının kötüye gitmesi, kızı Elizabeth’in kraliyet sorumluluklarını üstlenmesi ve eşi Philip’in de onun yanında olması gerektiği anlamına geliyordu.

Philip, Kraliyet Donanması’ndaki görevinden 1951 yılı Temmuz ayında ayrıldı ve hiçbir zaman faal göreve geri dönmedi. Dük, pişmanlıkları olan biri değildi ama daha sonra, donanmadaki kariyerine devam edemediği için üzgün olduğunu dile getirdi.

Donanma yetkilileri, Prens Philip’in kariyerine devam etmesi durumunda, kendi liyakatiyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na kadar yükselebileceğini söylemişti.

Prens Philip ve Prenses Elizabeth, 1952 yılında, Kral ve Kraliçe tarafından yapılması planlanan Britanya Uluslar Topluluğu gezisine çıktı.

Kraliçe Elizabeth’e biat eden ilk kişi olmuştu

Çift, Kral’ın hayatını kaybettiğini Şubat ayında, Kenya’da kaldıkları av kulübesinde öğrendi. Kral, tromboz rahatsızlığı ve kanında oluşan pıhtılaşma nedeniyle yaşamını yitirmişti. Prenses Elizabeth’e Kraliçe olduğu haberini de Prens Philip verdi. Philip, 1953’te Taç Giyme Töreni’nde Kraliçe Elizabeth’e biat eden ilk kişi olmuştu

Donanmadaki kariyerinden yoksun kalan Prens Philip’in yeni bir rol üstlenmesi gerekiyordu ve Elizabeth’in tahta çıkışı, bu rolün ne olacağı sorusunu gündeme getirdi. Taç Giyme töreni yaklaşınca, saraydan yayımlanan bildiride Prens Philip’in her etkinlikte Kraliçe Elizabeth’in arkasından geleceği ve hiçbir anayasal mevkie sahip olmayacağı duyuruldu.

Monarşinin katı kurallarını aşamadı

Prens Philip’in monarşinin nasıl modernleşebileceğine dair birçok fikri vardı ama her teşebbüsünde sarayın tutucu, geleneksel görevlilerinin muhalefetiyle karşılaşması onu hayal kırıklığına uğratıyordu.

Philip enerjisini faal sosyal hayatına vermeye başladı. Londra’nın merkezi Soho’da bir restoranın üstündeki kulüpte her hafta erkek arkadaş grubuyla bir araya geliyordu. Uzun, eğlenceli öğle yemekleri yiyor, gece kulüplerine gidiyor ve sık sık göz kamaştırıcı ahbaplarıyla fotoğrafları çıkıyordu.

Dük’ün yetkisini kullanabilmesi için eline dizginlerin verildiği tek yer ailesiydi, ama aile içinde de çocuklarına kendi soyadını vermek istediği mücadeleyi de kaybetti ve çocukları anneleri Elizabeth’in soyadını aldı.

Gençler, hayvanlar ve doğa için emek verdi

Prens Philip, gençlerin sağlık ve refahına önem veriyordu, 1956’da Edinburgh Dükü Ödülü’nü başlattı. Bu ödül ve ekip çalışmasını, beceriyi, doğa sevgisini aşılamak için yapılan açık hava yarışlarıyla, yıllar boyunca tüm dünya genelinde yaşları 15 ila 25 arasında değişen yaklaşık altı milyon engelli ve engelsiz gencin kendilerini fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak sınamalarını sağladı. Prens Philip BBC’ye, “Gençleri bir aktivite alanında başarılı kılarsanız bu başarının heyecanı diğerlerine de yayılır” demişti. Dük, hayatı boyunca zamanının büyük bir kısmını bu projeye adadı, bazı etkinliklerine kendisi de katıldı ve günlük koşularına devam etti.

Prens Philip, 1961’deki Hindistan ziyaretinde bir kaplanı vurma kararıyla tepki çekse de, vahşi doğa ve çevrenin korunması için çalışan tutkulu bir hayvan hakları savunucusuydu. Ama vurduğu kaplanla çekilen fotoğrafın yayımlanması onu zora soktu. Yine de Prens Philip, daha sonra adı Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na (WWF) dönüşen Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı için çalıştı ve vakfa büyük emek verdi. Çalışmaları sonucu vakfın başkanlık için de akla gelen ilk ismi oldu. Prens Philip doğanın ve vahşi yaşamın korunması için çalışıyordu. Ormanların korunması, okyanuslarda ekosisteme zarar verecek balıkçılık karşıtı kampanyalarıyla takdir gördü.

Prens Philip sanayi dünyasına da ilgi gösterdi. Fabrikaları gezdi ve şimdi Çalışma Vakfı olarak bilinen Sanayii Cemiyeti’nin de başkanlığını yaptı.

Açık sözlülüğü başına dert oldu

Prens’in açık sözlülüğü bazıları tarafından kabalık olarak algılanıyor, kimi zaman da Prens’i zor durumda bırakıyordu. Özellikle ülke dışı ziyaretlerinde bazı durumlarla ilgili hatalı hükümlere varmasıyla bilinir oldu.

Prens Philip’in en çok konuşulan yorumlarından biri, Kraliçe’ye eşlik ettiği 1986’daki Çin resmi ziyareti sırasındaki sözleriydi. Özel bir muhabbette söylediğini düşündüğü “çekik gözlerle” ilgili yorumları bulvar gazetelerine yansıdı ve Çin ile gerilime neden oldu.

Prens, 2002 yılında Avustralya’da bir yerli Aborijin iş adamına “Hala birbirinize mızrak atıyor musunuz?” diye sormuştu.

Bu yorumları bazıları tarafından eleştirilse de bazıları ise bunun, Prens’in başına buyruk, siyasi doğruculuk tutuculuğuna saklanmayı reddeden karakterinden kaynaklandığını söylüyordu. Tabii birçoklarına göre Prens bu “gafları”, bulunduğu ortamı renklendirmek, etrafındakileri rahatlatmak için yapıyordu.

Özel hayatıyla ilgili hiç konuşmadı

Prens Philip hayatı boyunca spora ilgi duydu. Yelken yaptı, kriket, polo oynadı, Uluslararası Binicilik Federasyonu’nun yıllarca başkanlığını yaptı.

Prens Philip, dört çocuğundan üçünün, Prenses Anne, Prens Andrew ve Prens Charles’ın evliliklerinin dağılmasından büyük üzüntü duyuyordu.

Ama kişisel meselelerle ilgili konuşmayı hep reddetti. Prens Philip 1994’te bir gazeteye açıklamasında hiç özel hayatıyla ilgili konuşmadığını ve hiçbir zaman da konuşmayacağını söyledi.

İlerleyen yıllar Prens Philip’in hızını kesmedi. Hem Dünya Doğa Vakfı’yla hem de Kraliçe’nin resmi ziyaretleriyle seyahat etmeye devam etti. Prens, 1994’te kişisel bir seyahate çıktı ve annesinin mezarını ziyaret için gömülmek istediği yere, Kudüs’e gitti.

Prens Philip’in “haşin” tavırları, Prenses Diana’nın ölümüyle Kraliyet Ailesi’ne karşı olan düşmanca tavrın da etkisiyle yıllar içinde yumuşadı.

BBC’ye hayatıyla ilgili şunları söylemişti:

“En iyisi olduğunu düşündüğüm şeyi yaptım. Bir anda değişemem, bir anda ilgi alanlarımı veya bunlara tepkimi değiştiremem. Benim tarzım bu.”

22 bin 219 defa Kraliyet Ailesi’ni tek başına temsil etti

Dük, on yıllar boyunca Kraliçe’ye destek olduktan sonra 2017 yılı Ağustos ayında vakıf ve kuruluşların etkinliklerine katılmama kararı alarak emekliye ayrıldı. Buckingham Sarayı’nın kayıtlarına göre Prens Philip’in 1952’den bu yana 22 bin 219 defa etkinliklerde Kraliyet Ailesi’ni tek başına temsil etti. Prens Philip konumunu başarılı bir şekilde kullanıp İngiliz yaşamına büyük katkıda bulundu ve monarşinin yıllar boyunca değişen toplumsal dönüşümüne uyum sağlamasına yardımcı oldu.

Ama en büyük başarısı şüphesiz, hükümranlığı boyunca Kraliçe’ye sadakati ve güçlü desteğiydi. Kendi biyografisini yazan yazara dediği gibi “asıl işinin Kraliçe’nin hükmünün sürmesini sağlamak” olduğuna inanıyordu.

Evliliklerinin 50’nci yıldönümünde Kraliçe, eşine duyduğu saygı ve şükranı şu sözlerle dile getirmişti:

“İltifatları kolay kabul eden biri değil ama bunca yıl benim dayanağım oldu. Ben, tüm ailesi ve bu ülke, diğer birçok ülke ona ödeyebileceğimizden çok daha fazlasını borçluyuz.”

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.