Kahvenin yolculuğu, İstanbul’dan Oxford’a İngiltere’de Kahve İçmenin Kökenleri Sergisi’nde

Kahvenin İstanbul’dan ilk kez İngiltere’ye Oxford’a gelişinin ve sonrasının hikayesi Ashmolean Müzesi’ndeki ‘From Istanbul to Oxford’ sergisine konu oldu. “İSTANBUL’DAN OXFORD’a İngiltere’de Kahve İçmenin Kökenleri” sergisi kahve ve ona bağlı ritüellerin İngiltere’ye ilk kez Osmanlı İmparatorluğu’ndan nasıl aktarıldığını, kabul edildiğini ve değiştirildiğini aktardı. Bir içecek olarak kahvenin menşeini, yapılışını, insanda yarattığı hoş duyguları ve coğrafyalar arası yolculuğunu analiz eden sergi, kahvenin sosyal hayattaki önemini ve etkilerini de gözler önüne serdi.
İngiltere’deki ilk kahve evi 1651’de Oxford’da açıldı, ancak kahvenin hikayesi yıllar önce Osmanlı İmparatorluğu’nda başladı. Bugün Britanya’daki günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olan kahve, 17. yy’da ilk kez İngilizlerle karşılaştığında tamamen bir Türk aktivitesi olarak tanımlanıyordu. O zamanki iki güç arasındaki büyüleyici ve karmaşık ilişkiyi gösteren sergi, hem Osmanlı kahvesi ile ilgili nesneleri hem de İngiliz uyarlamalarını araştırarak kahvenin İngiltere’ye nasıl geldiğini aktardı.
Oxford şehrinde dünyanın ilk üniversite müzesi olan Ashmolean Müzesi’nde 15 Mart 2020’ye kadar devam eden serginin Oxford’da düzenlenmesi aslında bir tesadüf değil. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Avrupa’ya yayılan kahve içme alışkanlığının İngiltere’deki ilk durağı olan Oxford, aynı zamanda en eski kahvehaneye de sahip.
1637 yılında kahvenin Oxford’a gelmesiyle, kahve içtiği ilk kaydedilen ilk kişi Balliol Koleji’nden Nathaniel Canopius adlı bir Yunan rahibiydi. 16. yüzyıldan beri Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren İngiliz tüccarları kahveyi ve içme şeklini, aynı zamanda bir sosyal hayatın da merkezi olan İstanbul kahvehanelerinde deneyip Britanya’ya taşıdılar. George Sanys isimli bir gezgin 1610 yılında defterine İstanbul kahvehaneleri ile ilgili şu notu düşer; “…tüm gün oturup ufak porselen kaplarda bu Caffa dedikleri siyah renkli, koyu acı şeyi ağızları yanarak içerler.”
1650’lerde açılan bu ilk kahvehaneler, her şeyiyle Türk usulüne göre kahve sunmaktaydı. Kahvehanelerin simgesi olarak da kahvenin geldiği yere işaret ederek dönemin Osmanlı sultanlarının portrelerini ve ‘Turk Caffa’ adını kullanıyorlardı. 17. yüzyılda, kahve dükkanları ve kahve içme alışkanlığı öyle yaygınlaşmıştı ki Oxford ve Londra’daki kahve evlerinin “token” adı verilen kendi yasadışı paralarını yaratmasına kadar vardı.
1654 yılından bu yana faaliyete devam eden, bu özelliğiyle de Avrupa’nın en eskisi olan “kahve evi” de Oxford’da bulunuyor ve bugün hala geleneksel usülde Türk kahvesi ikramına devam ediyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.