Kaya Mar, güncel politik tarihi tüm ‘çıplaklığıyla’ anlatıyor…

Politikacıları çırılçıplak çizdiği politik hiciv karikatürleriyle tüm dünyada tanınan Kaya Mar’ın karikatürleri ilk defa kitaplaştırıldı… Mar’ın son 10 yılda çizdiği karikatürlerden 100 tanesi “Naked Ambitions: 100 Pictures of the Present Crisis” ismiyle Biteback Publishing tarafından yayınlandı. İngiltere’nin politik tarihini mizah yoluyla anlatan kitap, hem İngiltere’de hem dünyada büyük beğeni topladı

Röportaj: Ayla Torun

20 yaşında Türkiye’den ayrılan, dünyada pek ülkeyi gezdikten sonra İngiltere’ye gelen Kaya Mar, 40 yıldır İngiltere’de yaşıyor ve resim/karikatür yapıyor. “Dünyada yaşanan zulümleri gördükçe söylemek gerek. Bunu söylemedikten sonra yaptığınız işin anlamı yok” diyen Kaya Mar, karikatürlerinde politikacıları bulunduğu konumdan soyutlayarak “çırılçıplak” çiziyor. Adam Boulton’un “Parlak karikatürleri ve Swiftian hicviyle siyasetin neşesine katkıda bulunuyor. Westminster’daki büyük olayların eşiğinde, asit kalemleri ve boyalarıyla sıkı bir şekilde çalışıyor” sözleriyle anlattığı karikatürist ressam Kaya Mar, politikacıları çıplak çizen ilk hicivci. 

Uzun yıllardır sanatla ilgilenen ve karikatürleriyle dünyaca tanınan Kaya Mar’ın politik hiciv karikatürlerinden 100 tanesi bu yıl Sam Kinchen-Smitt editörlüğünde kitap haline getirildi. Naked Ambitions: 100 Pictures of the Present Crisis (Çıplak Hırs: Mevcut Krizin 100 Resmi) adıyla Biteback Publishing tarafından yayınlanan kitap ile İngiltere ve dünyanın son on yıldaki güncel politika tarihi karikatürlerle anlatılarak, bir ilke imza atıldı.

Ölünceye kadar resim yapmaya ve yaşanan haksızlıklarla kavga etmeye devam edeceğini söyleyen Kaya Mar ile İngiltere’ye geliş macerasını, sanatını, sanata bakışını ve kitabını konuştuk.

 

Kendinizden bahseder misiniz? Politik karikatürler yapmaya nasıl başladınız?

40 senedir ressamım… Bir dönem Venezuela’da çizgi filmler için çalıştım. Ardından  heykel, daha sonra porte sanatına yöneldim.  Önce siparişle portre yapmaya başladım, ilerleyen zamanlarda manzara çizmeye… Kitabımda yer verdiğim bir İngiliz bakanın portresini yaparken bana “Neden politika yapmıyorsun?” diye sordu. Diğer karikatürlerimi gördü ve “Politika yap” dedi. Ben de böylece politika karikatürü yapmaya başladım ve oldukça da ilgi gördü. Karikatürlerim bütün dünya gazetelerinde yayınlandı, Washington Post, Wall Street gibi dünyanın büyük gazeteleri karikatürlerime yer verdi.

Yaklaşık 20-22 yıldır karikatür çiziyorum. 10 yıldır da yağlı boya ile politik mizah ya da politik hiciv yapıyorum. Siyah beyaz çizdiğim karikatürleri internette yayınlıyorum, yağlı boya olan karikatürleri ise gazete ve televizyon için yapıyorum. Resimlerimde herkes yani halk ne düşünüyor ne hissediyorsa, onların düşüncesini tuvale döküyorum. En net halini resme döküyorum, dolambaçlı yol değil çıplak halde çiziyorum.

Kitabınız “Naked Ambitions: 100 Pictures of the Present Crisis” hakkında bilgi verir misiniz?

 

Kitap 3 Mart’ta çıktı ve aynı gün Londra’da imza günü yaptım. Bir hafta sonra SKY TV’de bir programda tanıtımı yapıldı ve satışa çıktı. İngiltere’deki önemli yayınevlerinden biri olan Biteback Publishing yayınladı. Bu karikatürlerimin derlendiği ilk kitap. İngiltere’nin politik tarihinin son 10 yılını mizah yoluyla anlatan bir kitap yapmak istediler. Değerli bir editör olan Sam Kinchen-Smitt benim karikatürlerimi bu on yılın özeti olarak ele aldı. Böylece ilk kitabım hazırlanmış oldu.

İngiltere’ye geliş maceranız nasıl şekillendi?

Türkiye’den 1975’te, 20 yaşlarımdayken ayrıldım ve ilk olarak İtalya’ya geldim, oradan İspanya’ya geçtim. Aslında Güney Amerika’ya gitmek istiyordum, Şili’den başlayarak geze geze hemen her ülkesine gittim. Venezuela’da bez parçası ve tebeşirimle gündüzleri sokakta Hz. İsa’nın çarmıha gerilmiş resimlerimi yapıyordum. Akşamları da pub’larda hanımların portresini çiziyordum. Şehirden şehire gezerken iş buldum ve Kanada’dan Fransa’ya geldim. Daha çok Güney Fransa’da, sonra da Paris’te olmak üzere 1 buçuk yıl Fransa da kaldım. 40 yıldır da 1980’de geldiğim İngiltere’de yaşıyorum. 3 dil biliyorum; İngilizce, Fransızca ve İspanyolca… 

Sanatınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Öncelikle evrensel olacaksınız bütün dünya anlayacak resminizi, Çin’den Şili’ye kadar herkes anlayacak. Çok okuyacaksınız, durmadan geliştireceksiniz kendinizi. Sanatın nasıl olduğunu, görevini, söylediğiniz sözü bileceksiniz. Ağır işçilik gibi durmadan okuyacaksınız, her şeyi her gün takip edeceksiniz, tarafsız bir gözle yargısız bir şekilde yapacaksınız. “Ben kimim, sanatçı ve sanat nedir, ne işe yarıyor, görevi ne, çorbadaki katkım ne olacak?” Ressam bunları bilecek önce… Ressam kendini kendinden öğreniyor aslında. 20-22 senedir karikatür yapıyorum fakat yağlı boya ile mizah 10 senedir…

Siyasi hiciv için önce gazetelere gittim. İngiltere’de gazetelerin biri alıyor biri almıyor. Bunu üzerine haber ajanslarına yöneldim, böylece bütün dünyaya ulaşıyor. İngiltere’de bu alanda öncü oldum. Çırılçıplak çiziyorum herkesi! Bunu, durumu bütün açıklığıyla ortaya koymak için yapıyorum. İlk çıplak resmeden hicivciyim. Kral çıplak! Çizdiğiniz kişinin kuvvetini kim olduğunu meydana çıkarıyorsunuz. Amaç, bulunduğu konumdan soyutlamak. Kuvvetliyi hicvedeceksiniz, herkesi değil tabiî ki yöneteni, varlıklı olanı, güçlü olanı…

Resmi herkes yapabilir ama resimde ne diyorsunuz? Bir şey söylemek gerekiyor. Binlerce resim var, her şey söylenmiş, modern resim, grafik, soyut, aslında herkes ressamdır. Herkes güzel türkü söyler ama biri başka türlü söyler… Bir karikatür ne kadar çirkin olursa olsun, ne diyor o önemlidir!

Sanat çevrelerinde nasıl yer edindiniz?

Yağlıboya resimlerimde daha çok manzara ve portre çalışıyorum. Bazen galerilerle çalışıyorum bazen de siparişle resim yapıyorum. Benim işimi sevmelerinin sebebi karikatürler… Benden daha yetenekli sanatçılar var burada ama onlar gazeteye bağlı çalışıyor ve yayın politikasının dışına çıkamıyorlar, editör müdahalesi oluyor. Otosansür uyguluyorlar. Ben kendime çalıştığım için benim resimlerim seviliyor. Bütün dünyada tanınıyorum, özel sergi açtığım zaman Güney Amerika’da özel yayın yaptılar, Avrupa’da eve gelip röportaj yapıyorlar. Bunlar işimi iyi yapmamla ilgili. Konu politik hiciv olunca beğenmeyen, sevmeyen, eleştiren de oluyor. Meşhur olmak umurumda değil, kavga etmeyi seviyorum… Mesleğimle ilgili en sevdiğim şey; ölünceye kadar kavga edeceğim! Kavgadan vazgeçmem, hayata tutunduğum şey bu. Günlük yaşamımda sakin mizaçlı biriyim ama konu karikatürler olunca başka biriyim, sessiz kalamam. Ömrüm oldukça da resme devam edeceğim.

Kavgayı neden bu kadar seviyorsunuz?

Yapılan zulümleri; haksızlığı, hırsızlığı, namussuzluğu görüyorsunuz, bunu söyleyeceksiniz. Bunu söylemedikten sonra yaptığınız işin anlamı yok. Söylemeden gitmeyeceğim bu dünyadan. ‘Angry Old Man’ derler ya, işte öyle… Yaşlandıkça, bu yolsuzlukları gördükçe suçlu hissediyorsunuz kendinizi. Bir gün sürüyor o resmi yapmak ama söylemek şart!

İngiltere’deki Türk Topluluğu’nun sanat çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? Neler tavsiye edersiniz?

İyi bir ressam iseniz her galeri size açık, işinizi iyi yapıyorsanız her imkan tanınıyor. Eskiden galeriler vardı ve belirli sanatçıları seçerlerdi. Manav dükkanı gibi, en parlağını en güzelini alır, iyi ressamsan ümit varsa o da para kazanacağı için kabul eder. İyi ressamsanız o sizi satar. Şimdi kendi kendinizin reklamını yapabiliyorsunuz. Online galeriler var. Her ressamın şimdi bir galerisi oldu ve bütün dünyaya tanıtımını yapıyor. En önemlisi bu.

Bütün dünyada sanatla ilgili bir tek algı var; eğer işinizi iyi yapıyorsanız, doğru iş çıkarıyorsanız ‘ekmek’ vardır. Bir de A’dan Z’ye konuya hakim olmak lazım. Karikatür, portre vs. hepsini bileceksiniz. ‘Ben sadece mizahçıyım’ ya da ‘Sadece karikatüristlik yapıyorum’ gibi sınırlamak olmaz.

Kitaptaki seçkide yer alan  karikatürlerinizde en çok işlenen konu, dönemin de en sıcak siyasi gündemi olan Brexit gibi görünüyor. Politik hiciv yapan biri olarak İngiltere’nin öncelikli gündem maddesi Brexit’i nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Brexit, milliyetçiliğin yükselmesinden doğan bir şey. Birçok ülkeden insan yaşıyor burada. Liberal, sosyal devlet politikası var. Global ekonomi büyüyüp ekonomik pay küçüldükçe, kişiler kendi küçük topluluğuna yani içe dönüyor. Fakat büyük resimde toplu olmak, bir arada olmak önemliydi. Çin’e karşı ekonomik yönden büyük bir güç vardı. Küçücük bir dev olarak yarışamazsınız, AB o gücü veriyordu. En sıkı milliyetçiler ‘Batacaksak kendi içimizde batalım’ düşüncesindeler… Birleşik Krallık’ta milliyetçilik yükseliyor. Globalleşmeden zarar görenler ‘yabancılar geldi, işimizi aldı’ dediler. Aslında her yabancı 70 bin sterlin ekonomik katkı yapar ülke ekonomisine. Üretim Çin’e kaydıkça fabrikalar kapanıyor, işyerleri kapanıyor fakat çok zengin olan da var, belirli sektörler kazandı. Fakir gittikçe kenarda kaldı ve milliyetçiliğe döndü. Onları manipüle eden politikacılar var, popülarizm böylece Brexit’i doğurdu. Bunun sonuçları İngiltere’nin başedebileceğinden daha zor olacak.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.