Koronavirüs küreselleşmenin sonu mu olur?

Dünya, yaklaşık 4 aydır koronavirüs etkisinde. Bugüne kadar hiç karşılaşmadığı bir süreci yönetmeye çalışan ülkeler sancılı bir şekilde yeni normale geçmeye çalışıyor. Korona günlerinde yaşananlar, salgının getirdiği dönüşüm ve ekonomideki sorunlar küreselleşmenin sonunu mu getiriyor? Korona sonrası bizi nasıl bir dünya bizi bekliyor? Cevabını uzmanlar anlattı…

Koronavirüsün etkisiyle aylardır karantinada olan ülkeler temkinli adımlarla normalleflmeye yani “yeni normale” geçmeye baflladı. Salgının en yoğun yaflandığı dönemde tüm ülkeler kaçınılmaz bir şekilde sağlık sektörüne odaklandı. Virüsten olabildiğince az insanın etkilenmesini ve hastalananların da hayatta kalmasını sağlamanın tüm hükümetlerin öncelikli odağı olduğu bir dönem göreceli olarak geride kaldı. Virüs hala etkisini koruyor. Ülkeler ‘2 dalga gelir mi?’ kaygısı içinde olsalar da artık durma noktasına gelen ekonomilerin ifller hale gelmesi, eve kapanan geleceğinden endişeli insanların sosyal ve iş yaşamlarına geri dönmesi gerek.

Ancak bu geri dönüş dünyanın pandemi öncesi günlerine dönüleceği anlamına gelmiyor. Pandemi bugüne kadar yaşanmamış, en hızlı küresel ekonomik krizin de başlangıcı oldu. Yükselen enflasyon, artan işsizlik rakamları, sayısız ekonomik sorun, ulusal ve uluslararası tedarik zincirlerindeki kopmalar iyice gün yüzüne çıktı. Pandemi sürecinde en çok sorgulanan ise hastalığın yayılmasını kolaylaştıran ancak sürecin kolayca atlatılmasına hiç de yardımcı olmayan “küreselleşme” oldu. Bu sorgulama “Korona küreselleşmenin sonu mu olur?” sorusunu da beraberinde getirdi.

Özellikle daha korona salgınını kontrol altına alamadan, siyahi George Floyd’un polis tarafından öldürülmesiyle protestolara sahne olan ABD’de yaşananlar, beyazların da katılımıyla göstericilerin milyonlara ulaşması, protestoların pek çok ülkeye yayılması küreselleşmenin gücündeki çatırdamalar olarak yorumlandı. Pek çok uzmana göre ırkçılığa karşı bir tepki olarak başlayan olaylar, küreselleşme nedeniyle yıllardır ekonomik sıkıntılar yaşayan halkı da ayaklanmalara destek vermeye yöneltti. Sadece ırkçı değil, ekonomik ayrımcılığa uğrayanlar da sokaklara çıktı.

Hem dünya genelinde hem de ülkeler özelinde birbiri ardına felaketlerin yaflandığı, hükümetlerin oldukça zor dönemlerden geçtiği 2020 flimdilik durulacak gibi görünmüyor. Peki pandemi sonrasında nasıl bir dünya bizi bekliyor?

Dünyanın korona sonrasında nasıl bir görünüm alabileceği konusunda siyasal bilimcilerin ve ekonomi uzmanları da farklı görüfller sunuyor. Uzmanlar 3 olası senaryo üzerinde tartışıyor.

 

1. GÖRÜŞ:

“KÜRESEL DÖNEMİN SONU GELDİ”

Uzmanların sunduğu birinci görüşe göre; artık dünyada bir dönemin sonu geldi…  Bunu ilk ilan edenlerden biri de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Macron verdiği bir söyleşide bir  dönemin sona erdiğini söyledi. Düşünülmesi mümkün olmayanı düşünmek gerekdedi ve küreselleflmenin devrini tamamladığını ifade etti. Peki bu doğru mu? Şu anda bir zamanlar Berlin Duvarı’nın yıkılışında olduğu gibi tarihi bir an mı yaşıyoruz? Bir çağ mı değişiyor? Bir dönemin sonunun geldiğini savunanlara göre; siyaseti ve ekonomiyi yönetenler sınırlarının ardına saklanıyor. Güvensizlik ve korku içindeler. Olası yeni bir krizde ulus devlet ayakta kalmanın garantörü olarak görülüyor. Firmalar tedarik zincirlerini yeniden düzenliyor, üretimi ülkelerine geri getiriyorlar. Sevkiyat yerine öncelikle depolarını ağzına kadar doldurmaya bakıyorlar.

 

Dünya çapındaki iş bölümünden vazgeçiliyor

En çok tanınan küreselleflme karşıtı örgütlerden Attac “Neo liberallere son” diye sloganlar atıyor. Serbest ticarete ve büyük şirketlerin yüksek kar hedeflerine karşı çıkıyor. Pandemi sürecinde maske tedariği konusunda yaşanan sorunlara dikkat çeken Attac’tan Stephan Lindner Maskelerde yaşanan sıkıntıda çok daha fazla yerel üretime ve depoya ihtiyaç olduğunu fark ediyoruz. İhtiyaç durumunda bunların hemen ulaşılabilir olması lazım. Aksi halde en basit acil koruma bile işlevsiz kalır dedi. Pandemi sürecinde yaflananlar gösteriyor ki; çok eskilere dayanan dünya çapında ifl bölümü prensibinden vazgeçme söz konusu. Liberal kapitalist dünya düzenin tamamen yeniden flekillendirilmesi gerekebilir.

ABD Başkanı Donald Trump da bir konuflmasında bu görüşü destekler şekilde Gelecek küreselleşmeden yana olanların değil, gelecek yurtseverlerin olacaktır. Gelecek egemen bağımsız devletlerin olacaktır şeklinde konuştu.

Almanya için Alternatif Partisi (AFD)’den Hansjöeg Müller’de bir konuşmasında Bugüne kadarki küreselleşme başarısız olmuştur. Ulusal ve egemen ekonomik alanlardan oluşan dünya çapında yeni bir ekonomik sistem gelişiyor ifadelerine yer verdi. Dünyanın farklı ülkelerinde bu görüflü destekler nitelikte gerek siyasetçilerden gerek çeşitli sivil toplum kuruluşlarından görüşler gelse bu görüşü inanmayan hatta saçma bulanlar da var. Onlara göre var olan sistem devam ediyor ve edecek.

 

2. GÖRÜŞ

“HER ZAMANKİ GİBİ İŞLERE DEVAM”

Pandemi sonrası dönem için ikinci hakim görüş “Korona öncesi dönem, korona sonrasında da devam edecek. Dünya eski bildiğine yani hızlı tempolu ticarete dönecek” şeklinde…

Bu görüşü savunanlardan Berlin Sosyal Bilim Merkezi’nden Michael Zürn: Bir dijitalleşme ivmesi kazanacağız ama küreselleşmeden uzaklaşma ivmesi kazanacağımızı sanmıyorum. Çünkü dünya çapında yaygın bir üretimin ve dünya piyasasına sağladığı fiyat avantajlarının bırakılması düşünülemez, bunun alternatifi yok diyor.

Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Abraham Newman ise bu konuda “İnsanlar bir tür kopmadan küreselleşmenin sonunun geldiğinden bahsediyor ama bunlar anlamsız boş laflar. İnternet, sermaye trafiği tedarik zincirleri gibi unsurlardan yoksun bir geleceği tasavvur etmek mümkün değil şeklinde konuşuyor.

Hertie School’den Antropoloji ve Küreselleflme Profesörü Arjun Appandurai ise bu konuda flunları söylüyor: “Deyim yerindeyse tren kaçtı. Piyasalar çoktan beri ulusal denetimlerin dışında çalışıyor. Ülkelerin ulusal ekonomileri nerdeyse her yerde arz talep, yatırım, bilim, iş piyasası gibi küresel faktörler tarafından yönlendiriliyor.”

 

Küreselleşmenin getirdikleri vazgeçilmez

Siyasetçilerin bir kısmı da bu görüflü destekliyor. Örneğin Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier: “Son 20 ya da 30 yılda kaydedilen küreselleşmenin gerisine düşülmeyecek. Çünkü küreselleşme dünyaya açık ekonomik ve toplumsal modelimizin bir parçası haline gelmiştir” diyor.

Var olan düzenin, hızlı üretim ve tüketimin aynı şekilde devam etmesi söz konusu olduğunda tüm dünyaya ilgilendiren bir soru gündemi geliyor: Peki ya iklim değiflikliği ile ilgili mücadele ne olacak? Bu konu da gelecekte ekonomik çıkarların gölgesinde mi kalacak? Özellikle de koronavirüs nedeniyle borçların daha arttığı düşünüldüğünde… Bu konuda Berlin Sosyal Bilim Merkezi’nden Sosyolog Michael Zürn: Her ne kadar çevre koruma açısından bunu arzu etsek bile, sosyolojik açıdan bakıldığında toplumun refahını arttırma yönündeki baskılar azalmayacak” yorumunu yaptı.

 

3. GÖRÜŞ

YENİ NORMALLEŞME YEŞİL BİR FIRSAT

Peki bu iki görüş dışında başka bir gelecek bizi bekliyor olamaz mı? Başka alternatifler yok mu? Dünyada “Yeni Normalleşme” üzerinde de tartışıyor. “fiimdi çevreyi gözeten bir ekonomi oluşturmanın tam zamanı” deniyor. 3. Alternatif görüş; Dünyanın tümü için bir yeflil sözleşme…“İklimin korumanın mümkün olduğunu kavradık. Öte yandan  koronavirüs nedeniyle dikkatli olmayı da öğrendik. Bunu tüm evren için de uygulayabiliriz” görüflü de pandemi sonrası 3 senaryoyu oluşturuyor.

Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Abraham Newman 3 senaryo için “Şu anda her şey değişim içinde, ortam son derece güvensiz ama aynı zamanda bundan dolayı birçok şeyi de yapmak da mümkün görünüyor. Bu süreç altı ile on iki ay arasında tamamlanacak. O zaman nereye varmış olduğumuzu göreceğiz” yorumunu yapıyor.

3. Senaryodaki gibi küreselleflme gerçekten değişebilir mi? Koronavirüs neyin gerçekte önemli olduğunu milyarlarca kiflinin gözlerinin önüne serdi. Peki bu deneyim küresel anlamda insanların birbirine daha anlayışlı yaklaşmasına yol açacak mı? Yoksa bu deneyimin hiç etkisi olmayacak mı?

 

Koronavirüs (Covid-19) salgını bize ne öğretti?

Aynı kaygıyı yaflayan Profesörü Arjun Appandurai Şu sıralarda Covid-19 ile mücadelede iyi işleyen bir toplumun sosyal ilişkilerin ve insanlar arasındaki güvenin en etkili unsurlar olduğunu görüyoruz. Peki ortalık yatıştığında acaba her şeyi yine unutacak mıyız?” diyor.

Dünyada hemen her ülkede cevabı aranan soru flu: Korona döneminden geriye ne kaldı? Dünya tüm bu geliflmeyi sadece biran önce üstesinden geldiği bir kriz olarak mı algılıyor yoksa bir fırsat olarak mı? Sadece bunlar üzerinde tartışmak bile dünyamızın parametrelerinin nasıl yerinden oynadığını gözler önüne seriyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.