Londra’daki start-up kurucularıyla görüşmelerimden öğrendiklerim

Londra’da bir startup kurucusu olarak başarılı olmak için gizli bilgiler var. Bu destansı şehri çözmek genellikle (en az) birkaç yıl alıyor ve tam olarak “buraları biliyorum” diyebilmek bir 5-10 yıl daha gerektiriyor.

Ozan Dağdeviren
Startup Danışmanı/Yazar

Londra, Silikon Vadisi değil. Yine de hala Avrupa’nın en Amerikan kısmı. Bu iki anlama geliyor: 1) Başlangıç olarak birçok yönden Avrupalı. Bu her zaman girişimsel demek değil. 2) ABD ile temas halinde ve ondan çokça etkileniyor.
Gerçekte bu ikisini bilmek aslında bize Londra’nın San Fransisco ya da Silikon Vadisi ile ne kadar benzer ya da farklı olduğuna dair herhangi bir ipucu vermiyor. Peki bu ilk etapta neden önemli?
İşletmelerle ilgili her türlü şeyi İstanbul’da öğrenmiş biri olarak haliyle ticari ortam anlayışım ilk olarak etrafımda gördüklerimle şekillendi. Yazar/girişimci olmadan önce çalıştığım 4 işin biri İngiliz, biri Amerikan ve ikisi Türk şirketiydi.
Kişisel deneyim öğrenmenin tek yolu değil. Dolaylı olarak da öğreniriz, başkalarının deneyimlerinden ve bilgilerinden, mesela Warren Buffet’ten bir alıntı okuduğunuzda dolaylı olarak öğrenirsiniz. Startup’larda da durum aynı, iki ana öğrenme yolu var. Dene, yenil ve kendin deneyimle (oldukça pahalı) ya da dolaylı öğren.
Sorun burada. Konu startuplara geldiğinde, startup’ın ne olduğu, nasıl inşa edilmesi gerektiği ve neyin onu başarılı kıldığı hakkındaki anlayışımız kullandığımız kaynaklardan geliyor. Bu kaynakların çoğu da ABD’den. Kitaplardan podcast’lere, YouTube videolarından blog yazılarına, kolaylıkla erişebileceğiniz çoğu içerik, burada derslerin evrensel olduğu iddiasıyla ABD’den çıkmış olacak.
Konu kesinlikle bu değil. Londra’nın farklı avantajları ve dezavantajları var. Burada işlerin nasıl yürüdüğüne dair startup’lar ve girişimcilik hakkında bilgi vermek üzere Londra’nın 1 numaralı kaynağı olma vizyonuyla, Londra startup’larının hikayelerini anlatmak için Startups of London’ı kurdum.
Şimdiye dek YouTube kanalımızda yayınlanan ve blog yayınları ve podcast’lerle (startupsoflondon.com ve podcast platformlarından ulaşılabilir) 14 startup’ın hikayesini anlattık. Herhangi bir tarayıcıya “startups of london” yazın ve bizi bulun.
Kurucularla röportajları şahsen yürütüyorum ve özellikle Londra’da yaşamanın ve çalışmanın nasıl olduğunu ve nasıl farklı olduğunu soruyorum. Bu konuşmalara dayanarak, damıtabildiğim en iyi bilgiler şöyle:

1) Yatırımcıların daha riskten kaçınan bir tavrı var.
Dünyanın finans başkenti olarak (her zaman New York ile rekabet halinde olan) Londra’nın büyük bir sermayesi var. Bu sermaye kuşaklararası varlıktan geliyor ve pek çokları için güvenli bir sığınak. Bu nedenle ana tema, parayı “iki katına çıkarmak” değil “korumak”. Amerikan modelinin tersi. Bu startup finansmanınada yansıtıyor. Yatırımcılar yatırım yaparken yüksek riskli ve yüksek ödüllü bir kumarla daha az ilgileniyorlar ve işin başarılı olacağına dair kesinliği daha fazla olan sayılar görmek istiyorlar.

2) Daha az tekrarla ve daha az dene.
Startup’ların temel taşı, en uygun ürün-pazar uyumunu bulana dek tekrarlamak ve denemek. Deneysel düşünce yapısı kurucuların çoğunda varken, startup’lar yönlerini sıklık ve büyüklük olarak daha az değiştiriyorlar. Görüştüğümüz startup’lardan biri olan Lavanda, çamaşırhane hizmeti olarak başlayıp proptech (emlak teknolojisi) startup’ına evrilmiş. Yine de bu gibi örnekler beklediğimizden daha az. Genellikle bu durumda olan Soldo, Feast-it, Elder ve diğer bazıları, sorunu belirlemişler ve oraya nasıl ulaşacaklarını biliyor ve fazla evrilmiyorlar.

3) Başarısızlık daha az kabul edilebilir.
Bu Increasingly’nin kurucusu Sri tarafından iyi vurgulanan bir konu. Hem ABD hem İngiltere’de zaman geçirmiş biri olarak, her ne kadar bu değişiyor olsa da, başarısızlık hala İngiltere’de daha az kabul görüyor. Silikon Vadisi’nde de bir onur nişanı değil.

4) Her şey daha uzun sürüyor.
Neredeyse insanların daha fazla kazanmak ya da işlerini daha hızlı büyütmek için yeterince hevesli olmadıklarına dair ürkütücü bir his var. Bu birbiriyle yarış halindeki iki faktörden geliyor. Birincisi, birçok köklü işletme var ve güvenilir bir iş kurmak yıllarca sürebilir. İki yıllık bir geçmişiniz olsa da siz hala oldukça yenisiniz. İkincisi, insanların ABD’deki gibi pazar genişletme için bir aciliyet hissi yok. Bir maile cevap almak 3 hafta sürebilir, sonraki görüşmeyi ayarlamak bir 2 hafta daha ve küçük bir karar vermeleri bir 5 hafta daha alabilir. Sonuç olarak her şey, özellikle karlı bir iş haline gelmek daha da uzun sürüyor.

5) Sosyal sınıf ve bireysel önyargılar devreye giriyor.
Bireysel bir bakış açısıyla, Londra en kozmopolit ve misavirperver şehir. Sevilmeyecek hiçbir yanı yok. Bununla birlikte, işletmeler açısından bakıldığında, hangi milletten olanların hangi işleri yaptığı ve hiyerarşik düzende beyaz orta yaşlı İngilizlerin en üstte olduğu hakkında belirli önyargılar mevcut.
Sadece pitch-deck (yatırımcı sunumu)’i olan ve yatırım arayan bir startup kurucusu olduğunuzu düşünün. Sadece birkaç kişi tanıyan ve isimsiz bir üniversiteden mezun olanlarla, Oxbridge geçmişi olan ve daha da önemlisi buralardan kontakları olanlardan tamamen farklı bir hikâyedesiniz.

Büyük Britanya Sınıf Anketi (Great British Class Survey)’ne göre, sınıf kısmen; sosyal sermaye, sahip olduğunuz kontaklar ve bunların sayıları olarak tanımlanır. Başka bir deyişle, yüksek kalitede kontaklarınız ve onların kazandıkları direkt olarak sizin bireysel finansal değerinizle ilişkili.
Fransızlarla yaptığım konuşmalardan (çoğunlukla kurucular ya da teknoloji alanında/ startup’larda çalışan insanlarla), İngiltere’nin Fransa’ya kıyasla ABD’ye daha benzer olduğunu söyleyebilirim. Avusturya’da yaşayan tanıdıklarımdan gördüğüm kadarıyla gözlemleri benzer. Olası Berlin istisnası dışında, Orta Avrupa, yeni teknolojiyi benimsemek, risk almayı sevmek ve gelenekten kaynaklı mevcut yolları bozmak konusunda daha muhafazakâr.
Sonuç olarak, Londra o kadar da kötü değil. Esasen nereyle kıyasladığınıza göre değişir. Sadece beklentileriniz doğru olsun ki daha iyi kararlar alabilin ve üzerinde çalıştığınız konu hakkında daha kaliteli kararlar alın.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.