Gündem: Pandemi beklenmedik, Brexit yavaş ve sancılı…

İngiltere vatandaşları Brexit’in tamamen hayata geçeceği 1 Ocak 2021 sabahı AB üyesi olmayan yeni bir ülkeye uyanacaklar. Ancak 2020 yılının bitmesine sadece bir kaç ay kalmasına rağmen AB ile müzakereler tıkanmış durumda. Aralarında Ankara Anlaşması’nın da bulunduğu pek çok konuda hala belirsizlik hakim. İngiltere bir taraftan Brexit takvimine uymaya çalışırken bir taraftan da dünyada şok etkisi yaratan pandemi ile mücadele ediyor. Uzmanlar göre; tarihi iki ayrı krizi birlikte yaşamak zorunda kalan İngiltere’yi kısa ve orta vadede pek sorunla boğuşacağı zor bir gelecek bekliyor

Pandemi beklenmedik, Brexit yavaş ve sancılı...

Brexit kararıyla 31 Ocak 2020’de siyasi olarak Avrupa Birliği’den (AB) ayrılmış olan İngiltere, 1 Ocak 2021 sabahı ekonomik ve ticari olarak da AB’den tamamen kopmuş olacak. Ayrılık sürecinin tamamlanması için gerekli hazırlıkların yapılacağı 2020 yılının sonlarına yaklaşıyoruz. Ancak İngiltere’nin yoğun bir tempo ile Brexit için hazırladığı planlarını hayat geçirmesi gereken 2020 yılına, tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi damgasını vurdu. İngiltere’nin Brexit hazırlıklarının, ülkelerin yaşadıkları bu olağanüstü durum karşısında ne yapacağını kestiremediği, süper güçlerin bile ekonomilerinin çok zorlandığı 2020 yılına denk gelmesi kimi uzmanlara göre tam bir talihsizlik….

Covid-19’a rağmen çalışmalara bir şekilde devam edilse de İngiltere’nin yıl sonuna kadar AB ile müzakere etmesi ve sonuca ulaştırması gereken başlıkların çoğunda ilerleme kaydedilmiş değil.  Brüksel’de 9’uncu turu devan eden müzakerelerde taraflar, mal ve hizmet ticareti, yatırım, adil rekabet, ulaşım, enerji, nükleer iş birliği, balıkçılık, sosyal güvenlik, ortak programlar ve yasal iş birliği gibi çeşitli başlıklar görüşüyor. Bir anlaşma sağlanabilmesi için bütün konularda uzlaşılması gereken müzakerelerde özellikle ticaret, adil rekabet, balıkçılık ve uzlaşmazlıkların giderilmesi gibi temel alanlarda görüşmeler tıkanmış durumda bulunuyor. AB son olarak Avam Kamarası’nın İç Piyasa Yasa Tasarısı’nı onaylaması nedeniyle İngiltere hakkında yasal işlem başlattı. AB yetkilileri, Lordlar Kamarası’nda da görüşülecek tasarının uluslararası hukukun ve Brexit Anlaşması’nın tek taraflı ihlali anlamına geldiğini ileri sürüyor. Anlaşmaya varılamaması halinde iki taraf arasındaki ticari ilişkilerin, 31 Aralık 2020 sonrasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre sürmesi gerekiyor.

Gümrük tarifesinden yeni ticaret anlaşmalarına, yeni göç yasasından Türk vatandaşlarına kendi işini yapmak üzere İngiltere’de oturum ve vatandaşlık yolunu açan Ankara Anlaşması’na kadar Birleşik Krallık’ın yeni düzenleme getirmesi gereken onlarca başlık hala masada duruyor. Bir taraftan zorlu ve meşakkatli bir ayrılık süreci yürütmeye çalışan İngiltere bir taraftan da tüm dünya ülkelerinden olduğu gibi pandemi ile savaşıyor. Salgın nedeniyle yaşanan ekonomik küçülme, artan işsizlik rakamları, yardım paketlerinin ekonomiye getirdiği yük ve daha pek çok çözümlenmesi gereken başlık İngiltere gündeminde brexit’in önüne geçmiş durumda. Peki bu zorlu yılı İngiltere nasıl tamamlayacak? 1 Ocak 2021 sabahı nasıl bir ülkeye uyanacaklar? Ayrılık süreci pandemi ile birlikte ne kadar başarılı yönetiliyor? İngiltere’yi nasıl bir yıl bekliyor? İşin uzmanlarına sorduk…

 

Prof. Dr. İbrahim Sirkeci / Londra Regent’s Üniversitesi

 

Anlaşmasız Brexit hala güçlü bir alternatif

İngiltere’nin içinde bulunduğu durumu “Uzun süredir çifte kriz yaşıyoruz ve bu bağlamda bunun daha da derinleşeceğine dek ciddi sinyaller var” şeklinde yorumlayan Londra Regent’s Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Sirkeci Brexit kararının uygulanmasının hala bir muamma olmaya devam ettiğini belirtiyor.

AB  ile sürdürülen ve şu anda tıkanmış durumda olan müzakerelere değinen Sirkeci “2021’de de bu sürecin uzadığını görebiliriz. Uygulamaya girebilirse, mevcut koşullarda Brexit’in “anlaşmasız” yani, DTÖ kurallarına göre olacağı görülüyor. Çünkü  Birleşik Krallık Hükümeti açıkça anlaşmalara uymayabileceğini ilan etti. Bunun direkt sonuçlarından birisi BK bileşenlerinin özellikle İskoçya’nın ayrılma talebinin güçlenmesi olacak. Milliyetçi aşırı sağın bir zaferi olarak algılandığı için ırkçı yabancı düşmanı söylem, politika ve icraatların artması pek olası. Hükümet AB’den çıkış kaynaklı ekonomik kaybı ve ticari ilişkileri başka ülkelere yönelerek kapatmaya çalışacaktır” yorumunu yapıyor.

Süre kısalmasına rağmen Brexit konusundaki belirsizliklerin devam ettiğine dikkat çeken İş Bankası Londra Şubesi Müdürü Dr. Engin Topaloğlu, “Avrupa Birliği ile müzakerelerde henüz çözüme kavuşturulamamış başlıkların olması, anlaşmasız Brexit’in hala küçümsenemeyecek bir ihtimal olduğunu gösteriyor” diyor. Kısa vadedeki etkinin olumsuz olacağını tahmin etmenin zor olmadığını ifade eden Topaloğlu, “Bu olumsuzluğun boyutunu, AB ile kurulacak yeni ilişkinin getireceği olumsuzluklar ile Birleşik Krallık’ın, AB dışı ülkelerle olan ilişkilerini daha serbestçe yönlendirmesinden kaynaklanacak avantajlar belirleyecek” şeklinde konuşuyor.

 

Engin Topaloğlu
Dr. Engin Topaloğlu / İş Bankası, Londra

 

Londra bir günde finans merkezi olmaktan çıkmaz

Brexit sonrası Birleşik Krallık’ta yaşanması muhtemel beklentileri yorumlayan Dr. Engin Topaloğlu, finansal değerlendirmelerde de bulunuyor. “Euro’ya dayalı türev piyasalarla, Euro takas işlemlerinin Birlik içine kayacağını tahmin ediyoruz. Bunun dışında Avrupa piyasasına yönelik faaliyetlerini yönetmek üzere merkezlerini Londra’ya konumlandıran bir kısım uluslararası şirketin, bu faaliyetlerinin kısmen ya da tamamen AB içindeki ülkelere kaydırdığını gözlemliyoruz” diyen Topaloğlu yaşanacak zorlu sürece rağmen referandum sonrasında gündeme gelen felaket senaryolarının da gerçekleşmeyeceği görüşünde.

“Londra, Birleşik Krallık Avrupa Birliği’ne girmeden önce de dünya finans merkeziydi. Brexit’ten sonra da bunun bir günde değişmesi mümkün değil. Londra’ya bu özelliğini kazandıran finansal ve hukuki ekosistemin, Birlik içindeki başka bir lokasyonda sağlanması kısa vadede çok zor” diyen Topaloğlu Brexit’in yürürlüğe girmesiyle Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki ekonomik işbirliği hacminin artarak devam edeceğini öngörüyor.

Ayşegül Yeşildağlar
Ayşegül Yeşildağlar / Nightingale Avrupa Ajansı/Alpines Danışmanlık

Ayrılık çok zahmetli ve zorlu olacak

Brexit kararının uygulamaya girmesiyle birlikte AB’nin dayandığı dört esas kural olan malların dolaşımı, hizmetlerin dolaşımı, sermayenin dolaşımı ve kişilerin dolaşımı ile ilgili olan bütün kuralların 2021 itibariyle değişeceğini belirten Nightingale Avrupa Ajansı Eşbaşkanı ve  Alpines Danışmanlık Direktörü Ayşegül Yeşildağlar, “Bir başka ifadeyle, yaşamımızın bütün alanlarına dokunan her şeyde yeni kuralların uygulandığı farklı bir ülkeye uyanacağız” diyor. Nelerin değiştiğini bugün tam olarak idrak etmenin çok da mümkün olmadığını dile getiren Yeşildağlar, şöyle devam ediyor:

“Brexit oylamasında ayrılma kararı lehinde oy verenler bile bu işin İrlanda meselesinde kilitleneceğini öngörememişlerdi. Bu sürecin nereden nereye geldiğini hep beraber yaşadık; nerelere varacağını da ancak yaşayarak görebileceğiz. AB Ülkeleri’nde turist olarak kapılarda ne kadar beklediğimizden tutun, bu ülkelerde iş bulma, geçici olarak çalışma, yerleşme, öğrencilerin Erasmus programlarına katılması, serbest dolaşan kişiler bakımından şu anda tek bir AB tüzüğü ile düzenlenen sosyal güvenlik koordinasyonunun her bir AB ülkesi ile ayrı ayrı düzenlenmesi gibi yeni durumlarla karşılaşacağız. Bütün bunlar aşılabilir mi derseniz, elbette bir gün aşılacaktır ama tüm ayrılıklarda olduğu gibi bu ayrılık da çok zahmetli ve zorlu olacaktır.”

 

Mustafa Köker
Mustafa Köker / Eurovizyon.co.uk

Brexit, koronavirüsten ayrı düşünülemez

Eurovizyon.co.uk Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci Mustafa Köker ise Birleşik Krallık’ın, Avrupa Birliği içerisinde bulunduğu dönemde de, ülkenin kendine has gelenek ve kuralları yaygın olarak günlük hayatta ve çalışma hayatında uygulandığı için pratik olarak çok fazla değişim olacağını ihtimal vermiyor.

“Bu ülkede çalışan AB üyesi ülke vatandaşlarına yönelik olarak çok köklü düzenlemeler yapılmaz ise, vize ve çalışma şartları zorlaştırılmaz ise Brexit sürecinde de rutin hayat devam eder” diyen Köker “AB vatandaşlarının Birleşik Krallık’ta yaşamları zorlaştırılacak olursa -ki bu kısa vadede İngiltere’nin zararına olur- o zaman özellikle çalışma hayatında ciddi sorunlar kaçınılmaz olur. Kalifiye ve vasıfsız işler için istihdam problemi yaşanır. Koronavirüs süreci bu durumu değiştirebilir belki. Malum ciddi bir iş kaybı sözkonusu… Yani Brexit’i, şu an koronavirüs süreciyle birlikte değerlendirmek durumundayız” şeklinde konuşuyor.

Eğer AB ile anlaşmasız bir ayrılık gerçekleşirse, ek gümrük vergileri ve lojistik artışları gibi tüketiciler açısından bir maliyet artışı söz konusu olabileceğine vurgu yapan Köker “Bu da, ekonomik olarak Britanya’da yaşayan insanların hayatına artı maliyet olarak yansır. Fakirlik artar. Enflasyon rakamları yükselir. İnsanların tüketim alışkanlıkları değişir. Hatta tüketim dengesi yeniden oluşur. Demem o ki, taşlar yerine oturuncaya kadar kısa vadede sarsıntılı bir süreç yaşanır ama uzun vadede Britanya’nın kendi ekonomik dengelerini kurarak, daha uygulanabilir bir ekonomi oluşturacağı kanısındayım” diyor. 

Prof. Dr. İbrahim Sirkeci’ye göre Brexit’in pandemi ile çakışması ekonomik anlamda olumsuz etkilerin çok daha derin olacağına işaret… Pandemi sürecinde ekonominin şu ana kadar % 25 küçüldüğünü belirten Sirkeci “Yeni yasaklar ve salgının derinleşmesi ile güvenin iyice düşeceğini ve küçülmenin daha da derinleşeceğini beklemek gerek. AB pazar avantajını yitiren bir BK uluslararası rekabet gücünü kaybedecektir. Son 40 yıldaki refahın önemli bir nedeni AB içine bir servis noktası olmaktan ötürüydü. Bu ortadan kalkınca pek çok uluslararası ticaret koridoru başka AB Ülkelerine doğru kayacaktır. Özellikle finans alanında Paris ve Madrid cazip hale gelecek görünüyor” yorumunu yapıyor. Muhafazakar Hükümet’in bunu önlemek için Karayip Ada Ülkeleri’nde uygulanan cinsten bir vergi cenneti yaratma yoluna gitmeyi düşünebileceğini söyleyen Sirkeci “Londra ve BK bunun için çok büyük merkezler. Böyle bir gelişmenin eşitlik, çalışan hakları vs. açısından sonuçları çok vahim olacaktır” diyor. Sirkeci bu süreçte BK ile Türkiye arasında avantajlı bir yakınlaşma olabileceğini öngörüyor.

 

Brexit ve pandemi buluşması büyük talihsizlik

Hem Brexit, hem de Covid- 19 salgını sürecinin şimdiye kadar başarılı yönetilemediğini ve bunun geleceğe dair kaygıları attırdığı görüşünde olan Ayşegül Yeşildağlar İngiltere’nin AB ile kriz yaşadığı İç Piyasa Yasa Tasarısı’na değiniyor.  “Örneğin, Birleşik Krallık’ın geçtiğimiz haftalarda AB ile daha birkaç ay önce imzalamış olduğu protokolü, yani ulusal mevzuatın üzerinde olan bir uluslarüstü anlaşmayı ihlal etmesine yol açabilecek mevzuatı parlamentonun Avam Kamarası’ndan (House of Commons) geçirmiş olmasını anlamakta zorlanıyorum. Brexit sürecini kolaylaştıracak bir adım olmamıştır ve ayrıca şimdiye kadar çeşitli açılardan eleştirsem de her zaman hukukun üstünlüğüne saygısı nedeniyle takdir ettiğim bu ülkeye yakışmamıştır.” diyen Yeşildağlar süreçteki aksaklıkları anlatmayı sürdürüyor: “Brexit ile halihazırda İngiltere ile AB ülkeleri arasında oluşan soğukluk şimdiye kadar Covid-19 ile mücadelede bu ülkelerle yapılan işbirliklerini olumsuz etkilemiş ve bundan böyle de etkilemeye devam edecek gibi görünmektir.”

Brexit geçiş sürecinin pandemi ile aynı yıla denk gelmesini “Büyük bir talihsizlik” olarak yorumlayan Ayşegül Yeşildağlar, Brexit ile beklenen olumsuzlukların pandemi ile daha da ağırlaşacağına dikkat çekiyor. “Birleşik Krallık pandemi ile mücadelede AB ülkeleri ile kıyaslandığında maalesef başarısız bir performans izlemiştir” diyen Yeşildağlar değerlendirmelerine devam ediyor:

“Bu salgının başta gerektiği gibi ciddiye alınmayarak önlemlerin gecikmeli olarak alınması, akabinde ülkenin ciddi bir kapanma (lockdown) sürecine girmesine neden olmuş ve ekonomi yüzde 20 oranında küçüldü. Brexit gerçekleştikten neredeyse 3 ay sonra bile ve hatta belki de aşı bulunana kadar bu kısıtlamalarla yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Bu arada Ekim ayı sonunda biteceği ilan edilen işçi destek programının (furlough) devam edip etmeyeceği de belli değil. Bu durumda, özellikle ticaret anlaşması yapmadan AB’den çıkılması halinde ekonomiyi ve bir de Brexit’in gerçekleşmiş olduğunu düşünmek adeta bir kabus senaryosu gibi görünüyor.”

Boris Johnson hükümetinin Brexit ve pandemi sürecini eş zamanlı yürütmekte başarısız olduğu görüşünü destekleyen bir diğer isim de Prof. Dr. İbrahim Sirkeci“Johnson Hükümeti’nin başarısızlıkları hem parti içinde hem de dışında biliniyor ve görülüyor” yorumunu yapan Sirkeci “İngiliz bürokrasi bu işi yürütebilir ancak yönetimde ciddi değişiklikler olacağını düşünüyorum” diyor. Bu süreçte pandeminin  hem bir avantaj hem de dezavantaj olabileceğini ifade eden Sirkeci görüşünü şöyle açıklıyor: “Ekonomik krizin derinleşmesinin büyük nedeni pandemi olacağı için Brexit daha affedilebilir bir kusur haline gelecektir. Pandemi 2 ve 3. dalgalarla devam eder, hasta ve ölü sayıları korkulan düzeylerde seyrederse zaten Brexit önemsiz bir detay olarak kalacaktır.”

 

Kemal Sidar
Kemal Sidar / London Bridge Project

Brexit için zamanında aksiyon alınamadı

“Pandemi ne kadar beklenmedik ise Brexit’de bir o kadar yavaş, sancılı ve uzun sürdü” diyen TBCCI Yönetim Kurulu Üyesi ve London Bridge Project CEO’su Kemal Sidar da pandeminin getirdiği risklerin Brexit ile birleşmesinde temel problemin Brexit sürecinin iyi yönetilememesinden kaynaklandığı görüşünde… “Brexit’in planının temelinde daha fazla ihracat ve daha fazla birebir serbest ticaret anlaşmaları varken şu anda tüm pazarlar ya durmuş yada duracak kadar yavaşlamış durumdalar” diyen Sidar, yaşananların özellikle profesyonel hizmetlerden büyük katma değer sağlayan İngiltere için olabilecek en kötü senaryolardan birinin gerçekleşmesi anlamında geldiğini belirtiyor. Sidar kısa ve kolay bir çözümü olmasa da uzun vadede İngiltere’nin finansal olarak güçlü bir ülke olmasının durumun zorluğunu hafifleteceğini öngörüyor.

Pandemi dolayısıyla yaşanan olağanüstü durumun altından kalkmanın sadece İngiltere değil tüm dünya ülkeler için çok zor olduğunu vurgulayan Sidar “Buradaki sorun pandemi değil Brexit’in belirsizliklerle dolu bir hale getirilmesidir. Pandemi herkes için beklenmeyen bir kabus oldu ama Brexit’in ne zaman ne olacağı uzun yıllardır biliniyor ancak hala yeterince ve zamanında aksiyon alınmamış durumda. Brexit ve pandeminin ortak yıkıcı etkilerini yine girişimcilerin ve ihracatçı şirketlerin yaratacağı katma değerin bertaraf edeceğine inanıyorum şeklinde konuşuyor” şeklinde konuşuyor.

 

Covid-19, Brexit sürecinde çarpan etkisi yaratıyor

Brexit süreci ve sonrasındaki beklentiler konusunda değerlendirme yapılırken covid-19 salgınını da dikkat almak gerekiyor. Brexit ile birlikte yaşanacak sorunları, koronavirüs salgınının getirdiği yeni durumdan ayrı konuşmanın, tartışmanın imkansız olduğunu belirten Eurovizyon.co.uk Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Mustafa Köker’e eğer salgın söz konusu olmasaydı Brexit süreciyle ilgili daha net tespitler yapılabileceğini ifade ediyor.

Köker “Ama bütün dünyanın dengesini alt-üst eden salgın, Brexit ile birlikte Britanya ekonomisiyle ilgili öngörülerin de yeniden yazılmasını sağlayacak. Ortada, salgın kaynaklı ciddi bir iş kaybı, işsizlik, iflaslar var iken, Brexit sürecinin ülkeye yansımalarını net olarak ortaya koymak gerçekten zorun da ötesinde bir durum” yorumunu yapıyor. Sadece işini kaybedenlerin getireceği külfetin, önümüzdeki dönemde her insanın hayatına bir maliyet olarak yansıması kaçınılmaz olacağına dikkat çeken Köker “Ekonomiyi canlı tutan şirket iflaslarını da buna ekleyince, Britanya’nın içine girdiği tünel daha da karanlıklaşıyor” diyor. Bütün enerjisini, kendi başına yürüyeceği Brexit sürecine, Brexit sonrası planlayanların kanalize eden Birleşik Krallık’ın koronavirüs salgını ile birlikte bütün bu hesapların yeniden yapıl(ama)ması ile yüzleştiğini vurgulayan Köker “Salgının, hesap dışı bu oyuna dahil olması, Brexit projesini hazırlayanlara çifte mesaiyi dayattı. Süreci eş zamanlı ve en az kayıpla yürütmek zorunda. Çünkü, üçüncü bir seçenek söz konusu değil. Belki saç baş yoldurtacak bir süreç olacak ama Birleşik Krallık gibi köklü bir geçmişe sahip imparatorluk artığı ülkenin çok uzun olmayan bir sürede tünelden çıkabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuşuyor.

 

Pandeminin etkisi Brexit’ten daha büyük

Pandeminin etkisi arttıkça ekonomiye getirdiği yük de artıyor. Pandemi kaynaklı olumsuzlukların Brexit’in çok ötesinde bir yüke sebep olacağı görüşünü dile getiren İş Bankası Londra Şubesi Müdürü Dr. Engin Topaloğlu Pandeminin yalnızca Birleşik Krallık’ta değil, tüm dünya ekonomisi ve siyaseti üzerinde sarsıcı etkiler yaratacağını ifade ediyor.

Ekonomik aktivitenin zayıf halini sürdüreceği, keskin bir toparlanmanın kısa vadede görülemeyeceği kanaatini paylaşan Topaloğlu süreci değerlendirmeye devam ediyor: “Pandeminin ticari gayrimenkul sektörüne büyük ve kalıcı darbe indirdiğini görüyoruz. Çalışma ve iş yapış şekillerinde ortaya çıkacak köklü değişiklikler, varlık değerleri ve nakit akışında daralmaya yol açarken, bu yatırımlara tahsis edilen kredi ödemelerindeki sıkıntılar bankacılık sektörüne sirayet eden artçıları olacak. Pandemi öncesinde tarihi dip seviyelere inen işsizliğin uzunca bir dönem bu seviyeleri göremeyeceğini tahmin ediyoruz.” 

Dr. Engin Topaloğlu Brexit sürecinin başta umulanın aksine oldukça sancılı geçtiğini belirtiyor. “Pandeminin yönetilmesi tarafında başta belli zaafiyetler yaşandığı şeklinde güçlü bir algı var kamuoyunda. Buna mukabil ekonomideki kırılganlıkları önlemek için bir kısım etkili tedbirlerin alındığını da görüyoruz” diyen Topaloğlu  “Bu tedbirlerin kamu bütçesine ciddi bir yük getireceği açık. Kısa vadede güçlüklerle karşılaşılsa da uzun vadede akılcı politikalarla Birleşik Krallık’ın yeniden güçlü bir ekonomiye kavuşabileceği kanaatindeyiz” şeklinde konuşuyor. 

 

Brexit İngiltere için avantaj mı, dezavantaj mı olacak?

Brexit sürecinde gerek salgın gerek hükümetten kaynaklanan aksamalar yaşansa da  zaman ilerliyor. 2021 yılına sadece bir kaç ay kaldı. İngiltere’nin AB ile yürüttüğü müzakere başlıklarından anlaşmaya varılamaması halinde iki taraf arasındaki ticari ilişkiler, 31 Aralık 2020 sonrasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre yapılacak. Brexit oylamasında büyük çoğunlukla evet diyen halk artık Brexit’in sağlayacağı öngörülün avantajlardan faydalanmak istiyor. Ancak Ayşegül Yeşildağlar, Brexit’in ekonomik avantajı olarak; AB’nin düzenleyici ve korumacı yapısının sosyal refah harcamalarına getirdiği mali yükü hafifleteceği öne sürülse de bu konudaki çalışmaların bu avantajın AB ile ekonomik entegrasyonun zayıflaması sonucu ortaya çıkacak dezavantajlar yanında önemsiz olacağı görüşünde…

AB, Birleşik Krallık’ın en büyük ticaret ortağı olduğuna, Birleşik Krallık’ta üretilen malların %45’inin, hizmetlerin ise %38’inin AB’ne ihraç edildiğine dikkat çeken Yeşildağlar

“Birleşik Krallık’ın AB ile yapacağı muhtemel bir ticaret anlaşmasında ticaret sınırlamaları ve maliyetleri doğal olarak artacak ve gümrük kurallarına bağlı olarak AB’ye ihracat yapan şirketler gecikmeler yaşayacaklar. Birleşik Krallık’ın AB iç pazarına erişimini yitirmesi, bu ülke vatandaşlarının AB’de hizmet verme ve yerleşme serbestisini de olumsuz etkileyecek. Bu durum yerli ve yabancı firmaların ve işlerin İngiltere’den Kıta Avrupa’sına kaymasıyla sonuçlanabilecek. AB firmalarının Birleşik Krallık’ı Avrupa’ya köprü bir ülke olarak gördükleri dikkate alındığında bu durum özellikle City’deki firmaları daha da fazla etkileyebilecektir. Brexit ile birlikte İngiltere AB’nin gelecekte diğer ülkelerle yapacağı ticaret anlaşmalarının ve Tek Pazar’da sağlanan gelişmelerin de dışında kalmış olacaktır” şeklinde konuşuyor.

İş Bankası Londra Şubesi Müdürü Dr. Engin Topaloğlu da ekonomik olarak kısa vadeli etkinin olumsuz olacağı görüşünde… “Anlaşma şartları henüz belli olmamakla birlikte, belli olsa bile bunların yürürlüğe konulması ve işletilmesi tarafında sorun yaşanılması kaçınılmaz” diyen Topaloğlu, gelecek döneme ilişkin beklentilerini  anlatmayı sürdürüyor:

“Mal ve hizmet tedarikinde önceki döneme kıyasla güçlükler yaşanacak, ithal malların maliyetlerinde artış ile birlikte ekonomik aktivitede bir yavaşlama, işsizlik ve enflasyon birlikte gerçekleşebilir görünüyor. Bununla birlikte, Avrupa Birliğinden ayrılan Birleşik Krallığın yumuşak güç ve diplomasideki uzmanlığını daha etkili ve dinamik bir şekilde kullanabileceğini, böylelikle belirtilen olumsuz etkilerin uzun vadeye aynı ölçüde yayılmayacağını öngörüyoruz.”

 

İngiltere, girişimciler yatırımcılar gözünde cazibesini kaybedebilir

London Bridge Project Kurucu Ortağı ve CEO’su Kemal Sidar ise kısa vadede değil ama orta ve uzun vadede Brexit’in birçok yapısal özellikle toplumsal etkileri olan değişikliklere neden olacağını ifade ediyor. Brexit’in gerçek etkisini 3 yılın sonunda özellikle hizmetler sektöründe görebileceğimizi belirten Sidar “İş gücü temini ve maliyetler birçok küçük firma için sorun olmaya başlayacaktır. Brexit’in sosyal, kültürel etkilerini de ilk 5 sene sonunda hissedeceğimizi düşünüyorum. Benim kanaatim kısa vadeli ve şok zorluklar dışında Brexit’in yapıcı sonuçlar üreteceği şeklinde” diyor.

İngiltere’nin girişimci yatırımcılar için bir cazibe merkezi olma özelliğini kaybetme riski de taşıdığına dikkat çeken Sidar  şöyle devam ediyor:

“Özellikle IT, yenilikçi teknolojiler, yaratıcı endüstriler gibi katma değerli alanların birçoğunda göçmen kaynaklı girişimcilerin ağırlığını görebiliriz. İngiltere’nin bu cazibeyi kaybetmesi demek, zaten risk almak istemeyen ve çalışma mecburiyeti hissetmeyen nüfusu ile zorlanması demek olur. Bunu kimse itiraf edemese de hükümetin bu gücü kaybetmek gibi bir şansı bulunmuyor. O nedenle hem İngiltere’nin Brexit sonrasında da cazibesini koruması hem de İngiliz şirketlerinin daha fazla ihracat yapmaları ve yabancı pazarlara daha fazla dahil olabilmeleri için ciddi kaynak harcanıyor. Eğer hem insan kaynağı, hem girişimciler hem de profesyonel hizmetler alanında bu çabalar karşılık bulur ise İngiltere Brexit’ten ekonomik anlamda güçlenerek çıkacaktır. Ancak eğer Brexit demek daha fazla sınır daha fazla bürokrasi olacak olursa bu durumda da yaşlanan ve yavaşlayan bir ekonomi ile karşı kalacağız.”

 

Ankara Anlaşması’ndaki belirsizlik devam ediyor

Türk vatandaşlarına kendi işini yapmak üzere İngiltere’de oturum ve vatandaşlık yolunu açan Ankara Anlaşması’ndaki belirsizlik de hale bir çözüme kavuşturulmuş değil. Brexit ile İngiltere’de Ankara Anlaşması vize uygulamasının sona ereceğine ve yeni göç kurallarının uygulanacağına dikkat çeken Yeşildağlar, “Yeni göç kurallarının prensipleri açıklanmış olmakla birlikte uygulamanın nasıl olacağına dair detaylı mevzuat henüz yayınlanmadı. Vatandaşlarımızın yeni göç kurallarını öğrenmeleri önem arz ediyor. Ankara Anlaşması Birleşik Krallık bakımından sona ererken diğer AB ülkeleri bakımından geçerliliğini sürdürmektedir; bu sebeple, Ankara Anlaşması’nın kişilerin serbest dolaşımı boyutunun diğer AB ülkelerinde uygulanmasına da yönelik çalışmalar ve siyasi baskılar sürdürülmeli” şeklinde konuşuyor.

Brexit süreci ve sonrasında yaşanacaklar konusunda çok olumlu beklentiler taşımayan Ayşegül Yeşildağlar’a göre İngiltere 2021 yılına yeni kuralları öğrenmekle ve bunların hayatlarındaki etkilerini değerlendirmekle başlayacak. “Muhtemelen iş yerlerimizde, yaptığımız işlerde, yaşantılarımızda ve gelecekte yapmayı planladıklarımızla ilgili kararlarda değişiklikler olacak; bunları yaşayarak idrak edeceğiz” diyor.

 

2021’nin kaderini Covid-19 aşısı belirleyecek

2021 yılına, tüm dünyada olduğu gibi Birleşik Krallık’ta da pandeminin seyri karar verecek. 2021 yılının tüm ülkelere benzer şekilde ekonomik açıdan belirsizliklerle dolu ve sorunlu bir dönem olacağını ifade den İşbank Londra Şubesi Müdürü Dr. Engin Topaloğlu, “Yaygın olarak uygulanabilecek, etkili bir aşının önümüzdeki yılın ortalarına kadar üretilme ihtimalinin düşüklüğünden hareketle 2021 yılına zayıf bir başlangıç yapılması ve bu etkinin yıl boyunca sürmesi kuvvetle muhtemel” diyor.

2021’i pamuk ipliğine bağlı olarak tarif eden London Bridge Project Kurucu Ortağı ve CEO’su Kemal Sidar da aşıya dikkat çekiyor. Sidar şöyle devam ediyor:  “Eğer 2020 son çeyrekte pandemi kontrol altına alınabilir ve 2021’in ilk çeyreğinde bir aşı ya da bir çare bulunursa, ciddi oranda etki kaybı olursa, 2021’de kesin bir yükseliş ve ertelenen harcamaların getirdiği büyüme olacak. Ancak tersi bir durumda birçok şirket ve ekonomi için küçülme kaçınılmaz hale gelecek. En büyük sıkıntımız da işsizlik ve işsizliğin getireceği sosyal sıkıntılar olacak.” Sidar  “Sürecin kendisinin, sürecin sebebinden önemli hale geldiğini ve artık kimsenin neden Brexit’e karar verildiğini hatırlamadığını düşünüyorum. Her sene daha fazla sadeleşme ve kolaylık beklerken Brexit özellikle ithalat/ihracat ve insan kaynağı üzerinde ciddi bir operasyonel yük ve planlanmayan masraf çıkaracak” tespitinde bulunuyor.

Londra Regents Üniversitesi’nden  Prof. Dr. İbrahim Sirkeci ise 2021 yılı için politikaya dair bir yorum getiriyor. 2021’in Muhafazakar Parti için liderlik yarışı ve sonrasında yeni bir başbakan ve kabine ile başlayabileceğini öngören Sirkeci 2020 yılının pek çok ülkede olduğu gibi Birleşik Krallık için de kayıp bir yıl olacağını ifade ediyor. “Tek olasılık Covid-19 aşısının bulunması” diyen Sirkeci “Johnson ve ekibi önderliğinde aşı bulunursa işler toparlanır ve muhtemelen bir sonraki seçimi de garantilerler” şeklinde konuşuyor.

 

Tüm dünya yeniden şekilleniyor

“Hükümetin son açıklamaları ve aldığı kararlar, ayrılık masasına giderken yediği koronavirüs darbesinden ciddi etkilendiğini gösterdi” diyen Eurovizyon.co.uk Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Köker ise 2021 yılına dair öngörülerini şöyle özetliyor:

“Salgının başlangıcında verilen destekler yerine daha hesaplı, kitaplı davranılacağı belli oldu. İşini ve işyerini kaybedecek olanların devlete çok fazla ümit bağlamamasının mesajı verildi. Yani birkaç yumruk darbesi almış boksörden daha çok, nakavt olmuş ve yüzü gözü gibi yara izleriyle bu yılı tamamlayacak. Birleşik Krallık, 2021 yılına Brexit’in açacağı yaralarla girmeye hazırlanırken, koronavirüsün açtığı kemik kırıklarıyla daha perişan halde ‘merhaba’ diyecek gibi gözüküyor.”

“Eğer koronavirüs salgını olmasaydı, Birleşik Krallık’ın Brexit sürecini kendi planlarına uygun olarak hayata geçirerek yeni dünya düzeni içinde yerini alacaktı” diyen Mustafa Köker “Ancak son altı ayda yaşananlar, yapılan planların pek anlamlı olmadığını gösterdi. Bireyden, topluma ve hatta dünyanın yeniden şekillendiği bir süreç yaşıyoruz. Bütün öngörülerimiz,  beklentilerimiz mazi olarak kalacak. Yeni nesiller, yeni bir dünyada ve yeni hayat biçimleri ile devam edecek. Bir başka ifade ile sadece Birleşik Krallık değil tüm dünyaya format atılıyor. Brexit bunun içinde bir detay olarak kalacak sanki” şeklinde konuştu.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.