Hikayelerin büyülü dünyasında artık iş insanları da var

Atalarımızdan aldığımız en kıymetli miraslardan hikaye anlatıcılığını, iş dünyası ile buluşturan Storytelling Academy Kurucu Ortağı Eda Bayraktar, kendi oluşturduğu disiplinlerarası hikayeleştirme sistemi ve metodolojisi ile girişimcilerin, STK’ların, markalarının, kişi ve kurumların hikayeleriyle hedef kitlelerine ulaşmasını sağlıyor.

 

Hikayelerin büyüsüne kapıldığından beri hikaye sanatı ve bilimi üzerine çalışan Storytelling Academy Kurucu Ortağı ve İngiltere Direktörü Eda Bayraktar kişi, kurum ve markaların kendi hikayelerini keşfedebilmeleri ve etkili bir şekilde anlatabilmeleri için çalışılıyor. 2016 yılında Türkiye’nin ilk hikayeleştirme akademisi olan Storytelling Academy’yi kuran Eda Bayraktar, iki yıldır akademinin İngiltere Direktörü olarak çalışmalarına Londra’da devam ediyor.

Storytelling Academy’de yaptıkları işi, “bana hikaye anlatma” deyimini yaygın şekilde kullanıldığı bir toplumda ‘delilik’ olarak adlandıran Eda Bayraktar, Türkiye, İngiltere ve Avrupa’nın farklı şehirlerinde, eğitim, danışmanlık ve projeler üreterek hikayeler oluşturuyor. Çocuk ve yetişkinlerin hikaye anlatma ve tasarlama becerilerini geliştirmek amacıyla Türkiye’nin akademik temelli ilk hikaye yaratma oyunu Kulenga’yı (Storytelling Game) geliştirdiklerini belirten Bayraktar; “Bu işin hem saha hem de akademik tarafında üretmeye ve derinleşmeye başladık. Yüksek lisans tezimi yine bu alanda ‘Hikayeleştirme ve Kahramanın Yolculuğu Hikaye Tasarımı’ üzerine yaptım” diyor.

“Hikaye anlatıcılığı, atalarımızdan aldığımız bir miras”

Hikaye anlatıcılığının insanlık tarihi kadar eski, en kadim ve hala geçerliliğini koruyan bir iletişim ve sanat dili olduğunu belirten Eda Bayraktar, hikaye anlatıcılığının bize ilham veren, yol gösteren, motive eden, dikkatimizi çeken, aklımıza kazınan büyülü bir disiplin olduğuna dikkat çekiyor.

Bayraktar, kendisini hikaye anlatıcılığına götüren süreci şöyle özetliyor:

“Yurt dışındaki eğitim ve projeleri de takip ediyordum. Berlin’de katıldığım bir eğitim projesi sırasında hikaye anlatıcılığı ile tanıştım. Kendimi hiç bilmediğim bir dilde anlatılan hikayenin içinde bulmuştum. Hikaye anlatıcılığı alanında çalışan pek çok eğitmen, akademisyen, anlatıcı ile çalışma fırsatı buldum. İşin performans ve hikaye sanatını öğrenirken, bir yandan da bilimsel, akademik tarafını araştırmaya başladım. Bir hikayenin bir insanı, bir kurumu bir hayatı nasıl değiştirebileceğini görünce büyülendim.”

 

“Disiplinlerarası bir hikayeleştirme sistemi ve metodolojisi oluşturdum”

O dönem eğitim koordinatörü olarak çalıştığı işini bırakarak kardeşiyle ortak şirket kuran Eda Bayraktar, hikaye anlatıcılığı ile tanıştıktan sonra farklı dünyaları araştırmaya başladığını söylüyor. Eğitmen olarak Almanya, İtalya, İsviçre, Yunanistan, İskoçya gibi ülkelerde hikayelerin nasıl yapıldığını gözlemleme ve uygulamaya başladığını ifade eden Bayraktar anlatmaya devam ediyor:

“Hikayelerin farklı sektörlerde yöntem olarak nasıl kullanılabileceği üzerine çalışan, bu işi eğitim ve iş dünyası ile birleştiren bir yapı yoktu. Ben de buna yönelik eğitim ve modüller oluşturmaya, bildiklerimi paylaşmaya başladım. Bu alandan önce çeşitli sektörlerde çalışmış ve çeşitli disiplinlerde eğitimler almıştım. Tüm bu disiplin ve çalışma deneyimlerini bir araya getirerek storytelling alanında birleştirmek istedim ve disiplinlerarası bir hikayeleştirme sistemi ve metodolojisi oluşturdum. İngiltere’de bir şirketin projesinden teklif alarak Londra’ya geldim. British Council sponsorluğuna hak kazanan bu şirketin kurumsal marka hikaye danışmanlığını üstlendim. İngiltere’deki yaratıcı ekosistemi ve fırsatları görünce bundan sonraki yolculuğumu burada sürdürmeye ve Storytelling Academy’nin Londra şubesini açmaya karar verdim.”

İş dünyası da serüvenini hikayeleştiriyor

Şirketler, STK’lar, girişimciler, eğitimciler, yaratıcı sektör çalışanlarına yönelik hizmetler veren Storytelling Academy, her firmanın beklentisi ve ihtiyacına göre kişiye ve kuruma özel programlar tasarlayıp sunuyor. Eğitim ve danışmanlık programlarından bahseden Eda Bayraktar; girişimcilerin kendi girişim hikayeleri ile ürün veya hizmetlerine olan ilgiyi, sivil toplum kuruluşlarının ise sosyal faydalarını arttırmaya yönelik hikayeleştirmeye başvurduğunu ifade ediyor. Kişi ve kurumlar  tanıtım ve pazarlama için sunum, konuşma, eğitim ve sosyal medya içeriklerini daha etkili kılmak için içeriklerini hikayeleştirmeyi tercih ediyor. Markaların  hikayeleri, web ve teknoloji tabanlı ortamlarda dijital hikayeleştirmeler de oldukça ilgi çekiyor.

Hikayeler insanları harekete geçiriyor

Günümüzde hikâye anlatıcılığının dünyanın büyük şirketlerince meslek dalı haline getirilmeye başlandığını aktaran Eda Bayraktar, hikaye anlatımının marka ile bir bağ kurmaya ve mesajı etkili bir şekilde ulaştırmaya olanak sağladığını vurguluyor. “Hikâyeler; kendimizi, başkalarını ve dünyayı anlama şeklimiz. Bu yüzden İletişim ve pazarlamadan sanat ve eğitime, liderlik ve politikadan iş ve ürün geliştirmeye, çocuk gelişiminden dil öğretimine kadar her yerde hikaye anlatıcılığının kullanıldığını görebiliyoruz” diyen Bayraktar; “Amacınız ister iletişim kurmak, ister ürün hizmetinizi pazarlamak, ister ikna etmek, ister girişiminize kaynak yaratmak olsun, insanları harekete geçiren etkileyici bir hikâye anlatabilmemiz gerekiyor. Verinin bu kadar hızlı aktığı bir çağda dikkat çekebilmek, fark yaratabilmek, yaptığımız işlere ve hayata anlam katabilmemiz için hikayenin gücünden yararlanabiliyoruz” diye ekliyor.

“Dijitalleşme ve hikayeleştirme hep el ele, kol kola gidecek”

Günümüzde anlatım şekilleri daha çok dijitale kaydığına dikkat çeken Eda Bayraktar  bunun yanı sıra hikayeleştirmenin, nörobilim, oyunlaştırma, tasarım odaklı düşünme, kullanıcı deneyimi vb disiplinlerarası modellerle kullanımının da arttığını söylüyor.

“Hikaye anlatma tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Teknoloji ile birlikte yöntemler değişti ancak hikaye anlatma ve dinleme isteği hiç değişmedi” diyen Bayraktar “Hangi çağda olursak olalım, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin yüksek teknolojinin (High-Tech) yanında yüksek dokunuşa (High-Touch) hep ihtiyacımız olacak. Dijitalleşme ve hikayeleştirme hep el ele, kol kola gidecek. Bu nedenle geleceği şekillendiren hikayeler yaratmak gerekiyor” diyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.