Türk mutfağının uluslararası elçisi: Özlem Warren

Şef Özlem Warren, 2002’de evlenip gittiği ABD’nin ardından 2009’dan beri de İngiltere’de yaşıyor. Çocukluğunu, mutfağıyla ünlü Antakya’da geçiren, yemek tariflerinin yanı sıra Türk mutfak kültürünü yaşararak öğrenen Warren, tariflerini Ozlem’s Turkish Table: Recipes from My Homeland kitabında topladı. Warren, İngiltere’nin yanı sıra ABD, Kanada, Avrupa ülkeleri Orta Doğu ve Uzak Doğu’dan da oldukça ilgi gören kitabıyla, Türk mutfağının en özel lezzetlerini dünyayla buluşturuyor…

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Türkiye’de doğdum ve 30 yılı aşkın süre bu büyülü topraklarda yaşadım. Kendimi zengin ve misafirperver Türk kültürümüzün bir parçası olduğum için çok şanslı hissediyorum. 2002’de evlendikten sonra, kocam Angus, MBA yapmak ve ABD köklerine dönmek istedi. Çünkü, İskoç isimli Wilshire-İngiltere’den olan eşim, Teksas-ABD doğumlu. Biz de bu yüzden 2003 yılında Austin, Teksas’a taşındık ve 2009’a kadar orada yaşadık. Teksas’taki Central Market Aşçılık Okulu’nda Türk aşçıl

ığını öğretmeye başladım ve

 bu benim açımdan harika bir deneyim oldu.

Türk mutfağına olan ilginiz nereden geliyor? Hikayenizin başlangıcı neresi?

Aşçılık kariyerimden önce İstanbul’da yaşarken pazarlama konusunda uzmanlaşmış kurumsal bir geçmişim vardı. Yemek yapmayı ve paylaşmayı hep sevmişimdir; mutfak becerilerimi geliştirmek için, özellikle ABD’de, dersler ve sertifika programları almış olsam da ben bir ev aşçısıyım. Türk aşçılığına ve mutfak mirasımız

a tutkuyla bağlıyım. Bol bol taze hazırlanmış yiyeceklerle büyüdüm ve çocukluğumdan beri paylaşmanın önemi bize aşılandı. Annem Gülçin her gün sıfırdan sıcak öğle ve akşam yemeği pişirirdi. Babam Orhan, taze mevsimlik ürünler almak için haftada birkaç kez pazara giderdi ve hepimiz anneme yemekleri hazırlamasına yardım ederdik.

Türk mutfağını paylaşma tutkum çocukken, kökenimin geldiği Türkiye’nin güneyindeki Antakya’da büyürken şekillendi. Dedem Suphi bir gıda tüccarıydı, şehir içinde ve Suriye sınırının ötesindeki taze ve kuru ürün ticareti yapıyordu. Bol taze mahsullerle büyüdüm ve dedemin her zaman dostlarımız ve komşularımızla paylaştığımız incir, patlıcan, domates kasalarını teslim ederkenki heyecanını hatırlıyorum. Anneannemin Antakya’daki 450 yıllık taş evinin avlusunda anneannem ve annemle yemek hazırlar, incir, nar ve ceviz ağaçlarının altında bu özel yemeklerin tadını çıkarırdık. Anneannem habersiz gelenler olur diye masaya her zaman yedek birkaç tabak koyardı ve gelenler soframızda sıcak bir şekilde karşılanırdı. Aklımda en çok bu paylaşma sevgisi, cömertlik ve Türk misafirperverliğinin kaldığını düşünüyorum.

Çocukluğunuzdaki bu birikimi nasıl hayata geçirdiniz?

Evlendikten sonra Austin-Texas’a taşındık; Austin’i sevdim ama evimi, lezzetli Türk mutfağımızı özledim ve sıcak, misafirperver kültürümüzü, evde pişirilen özgün Türk yemek tarifleri ile ABD’deki insanlar ile paylaşmak istedim. 2006 yılında Austin’deki Central Market Aşçılık Okulu’nda “Türk Aşçılığı” dersleri vermeye başladım; aşçılık kariyerimin ana başlangıç noktası buydu. İnsanlar Türk mutfağına ve zengin mutfak mirasımıza büyük ilgi gösterdi ve derslerle birlikte tariflerimi “Ozlem’s Turkish Table / Özlem’in Türk Sofrası” adlı bloğumda yayınlamaya başladım. Popüler Türk tariflerinin yanı sıra, köklerimden Güney Türkiye tariflerini de paylaşmak istedim ve çoğu tarifin doğru ölçülerle yazılmadığını fark ettim. Bu yüzden bloğumla, bu otantik tarifleri dünyanın her yerinden insanların kolayca yeniden yaratabileceği bir şekilde paylaşmak istedim. Okuyucuların teşvik ve ilgisiyle 10 yıl sonra “Ozlem’s Turkish Table: Recipes from My Homeland / Özlem’in Türk Sofrası: Vatanımdan Tarifler” adlı yemek kitabımı yayınlamayı başardım. Burada yayıncım GB Publishing, Pınar Foods UK ve tüm okuyuculara desteklerinden dolayı içten teşekkürlerimi sunarım.

 

Yemek kitabınıza olan ilgi nasıl? En çok hangi ülkelerden ilgi görüyor?

Yemek kitabıma dünya çapında ilgi var, satışların çoğu İngiltere, ABD, Kanada, Avrupa, ardından Orta Doğu ve Uzak Doğu’dan geliyor. ABD’den sonra 2009’da İngiltere’ye taşındık ve o zamandan beri Surrey ve Londra’da Türk aşçılığını öğretiyorum. Ayrıca Amman – Ürdün’ü yılda birkaç kez seyahat ediyorum, öğretmenlik yapıyorum ve tekrar öğretmenlik yapmak için ABD’ye geri dönüyorum. Başta İngiltere, ABD, Avrupa ve Orta Doğu’dan olmak üzere, Avustralya ve Uzak Doğu’ya kadar oldukça çeşitli bir okuyucu kitlesine sahibim. Kitabım şu anda dünya çapında 8.000’den fazla satışla 4. baskısında.

Tariflerinizi nasıl tanımlarsınız, otantik mi yoksa sentez mi?

Güney Türk mutfağına odaklanarak otantik Türk lezzetlerini sergilemeyi hedefledim, birkaç çeşit otantik tarif de yaptım.

Türk mutfağı yurt dışında nasıl algılanıyor? Sizce İngilizler artık Türk mutfağının kebaptan daha fazlası olduğunun farkında mı?

Yurt dışında Türk aşçılığını öğreterek çok olumlu tepki aldım. Evlerde hazırlanan otantik yemekleri sergilemek istedim. Zeytinyağlılardan, mezelere, güveçlere, tencere yemekleri ve daha fazlasına kadar. Ottolenghi gibi tanınmış şefler sayesinde Levanten ve Doğu Akdeniz mutfağına da artan bir ilgi var, bu nedenle Antakya’nın yemeklerde nar ekşisi, bulgur, bakliyat gibi sağlıklı malzemeler ve çeşniler kullanılması gerçekten insanların ilgisini çekti. Türk mutfağı da sağlıklı, aile dostu ve çoğu yemeğin hazırlanması kolay, bu yüzden bu yönlerini de göstermek istedim ve çok iyi karşılandı. Dediğiniz gibi mutfağımızın kebapların ötesinde sunabileceği çok şey var ve bunu paylaşabilmekten dolayı gurur duyuyorum.

Okuyucularınızla nasıl bağlantı kuruyorsunuz? Etkinlikler düzenliyor musunuz?

Sosyal medya, nerede olursak olalım bizi birbirimize bağlamak için çok güçlü, yemek tariflerimi ve etkinliklerimi “ozlems_turkish_table” adını taşıyan sosyal medya hesaplarımdan paylaşıyorum özellikle Instagram ve Facebook’tan… Pandemi öncesi  İngiltere’deki popüler yemek kulüplerine ve aşçılık kurslarına ev sahipliği yapıyordum, bir süre ara verdik ama mayıs sonundan itibaren izin verileceği için daha fazlasını yapmayı planlıyorum.

Son birkaç sözünüz...

Yemek kitabım Ozlem’s Turkish Table: Recipes from My Homeland’in, Food Heritage kategorisinde Gourmand Dünyanın En İyisi Ödülü’nü almasından heyecan duyuyorum. Türk mutfağını dünya gastronomisine kazandırmak, sağlıklı Türk lezzetlerini dünyanın dört bir yanındaki yemek severlere tanıtmak büyük bir onur ve takdir. Videolarıma, en son etkinliklerime ve makalelerime https://www.gbpublishing.co.uk/productsozlemsturkishtable tıklayarak herkes ulaşabilir. Ayrıca kitabımın imzalı kopyalarını da bu bağlantıdan GB Publishing aracılığıyla edinilebilirler. Kitap dünyanın her yerine kargolanabiliyor. İlginiz, Türk mutfağının yurtdışında tanıtılmasına yardımcı olduğunuz ve beni ağırladığınız için en içten teşekkürlerimi sunarım

Röportajımızı tamamlarken tariflerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?

Memnuniyetle… Ozlem’s Turkish Table adlı yemek kitabımda da yer verdiğim “Baharatlı bulgur salatası” tarifini paylaşmak isterim, umarım beğenirsiniz.

 

Nar Ekşili Baharatlı Bulgurlu Buğday Salatası – Kısır (4 kişilik)

Kısır, ince bulgurla yapılan ve iyilikle dolu nefis bir salatadır, gerçek bir sağlık kasesidir. Türkiye’nin güneyinde oldukça popüler bir spesiyalite ve “hoş geldin salatası” olsa da Türkiye genelinde çeşitlilikler de görebilirsiniz. Antakya’nın kısırı yöresel nar ekşisi ve kırmızı biber salçası ile hazırlanıyor, ikisi de salataya leziz bir lezzet derinliği katıyor. Nar ekşisini artık süpermarketlerde elde etmek o kadar da zor değil. Ama etkileyici olması için nar ekşinizi ve salçanızı tariflerimle sıfırdan kendiniz yapabilirsiniz. Kısır bir gün önceden hazırlanabilir ve birkaç gün buzdolabında saklanabilir. Ben şahsen tatlar birbirine karıştıkça ertesi gün daha lezzetli olacağını düşünüyorum. Kısırı marul yapraklarının üzerinde, eğer mevsimi ise, üzerine nar taneleri serperek servis etmeyi seviyorum.

Malzemeler:

• 350 gr ince bulgur

• 1 orta boy soğan, ince doğranmış

• 240 ml sıcak su

• 15 ml / 1 yemek kaşığı domates salçası

• 15 ml / 1 yemek kaşığı kırmızı biber salçası, biber salçası

• 5 ml / 1 çay kaşığı pul biber, pul biber veya pul biber

• 1 limonun suyu

• 30 ml / 2 yemek kaşığı nar ekşisi

• 45 ml / 3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

• 4 adet ince doğranmış taze soğan

• 3 orta boy olgun domates, ince doğranmış

• ince doğranmış küçük bir demet maydanoz

• 5ml / 1 tatlı kaşığı tuz

• tat vermek için taze çekilmiş karabiber

Servis için:

• Marul yaprakları

• Nar taneleri

Yapılışı:

Önce ince bulgur, tuz, öğütülmüş karabiber, pul biber, salça, kırmızı biber salçası ve doğranmış soğanı karıştırıp iyice yoğurun, bu tüm tatların birleşmesini ve soğanın yumuşamasını sağlar. Sıcak suyu bu karışımın üzerine dökün ve karıştırın, ardından yaklaşık 15 dakika bekletin. Bulgur karışımı bu sürenin sonunda tüm suyu emmeli ama kuru kıvamda olmalı. Sızma zeytinyağı ile birlikte limon suyu ve nar ekşisini ilave edip tekrar iyice yoğurun. Taze soğanları, domatesleri ve maydanozu iyice karıştırın. Kısırı nar taneleri ve marul yapraklarıyla süslenmiş bir kapta servis edin. Ayrıca her marul yaprağının üzerine bir kaşık kısır koyup misafirlerinize bu şekilde servis edebilirsiniz.

Not: Bulgurun ince ve iri taneli olmak üzere iki ana çeşidi vardır. İnce bulgur salatalarda yaygın olarak kullanılırken, iri bulgur pilavlarda veya Antakya’da Aşlarda kullanılır. İnce bulgur bulamazsanız bu salatayı iri bulgurla da yapabilirsiniz. Bu durumda 175g iri bulgur için 240ml sıcak su kullanın ve üstü kapalı olarak kısık ateşte 10 dakika pişirin.

Afiyet olsun.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.