Türkiye’den Birleşik Krallık’a Göç Hikayeleri

Türkiye’den insanlar çeşitli nedenlerle yıllardır Birleşik Krallık’a göç ediyor. Politik, siyasi, ekonomik vs., neden ne olursa olsun her göçmen kendi hikayesini yaşıyor. Bugüne kadar göçmenlik üzerine pek çok bilimsel araştırma yapan Doç. Dr. Tuncay Bilecen bu kez göçmenlerin hikayelerini, son kitabı “Türkiye’den Birleşik Krallığa Göçler”de okuyucularla buluşturdu.

Uzun yıllardır Birleşik Krallık’taki Türkiyeli göçmen varlığına ilişkin araştırmalar yapan, Doç. Dr. Tuncay Bilecen, bugüne kadar biriktirdiği göçmen hikayelerini “Türkiye’den Birleşik Krallığa Göçler” kitabından topladı. Kitaptaki her bir göç hikayesi, hikayenin kahramanı göçmenlerin ağzından anlatılıyor. Kitapta yer alan göçmenlerin her biriyle tek tek görüşen Bilecen, Kocaeli Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Yüksek lisans tezinde Balkan Savaşları sonrasında oluşan göç hareketlerinin Osmanlı Devleti’nin iç siyasetine yansımalarını irdeleyen Bilecen, doktorasını Sakarya Üniversitesi’nde tamamladı. 2013’te YÖK bursuyla Londra’ya gelen Bilecen, Westminster Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin siyasal katılımları üzerine bir araştırma yaptı.

2014-2015 yılları arasında TÜBİTAK 2219 doktora sonrası araştırma bursuyla Regent’s University London’a gelen Bilecen Prof. Dr. İbrahim Sirkeci’nin danışmanlığında Türkiyeli göçmenlerin İngiltere ve Türkiye siyasetine yönelik ilgi ve katılım düzeyleri ve Ankara Anlaşması üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.  2019 – 2020 yılları arasında yine aynı bursla ve aynı üniversitede Türkiyeli göçmenlerin geri dönüş eğilimleri üzerine bir alan araştırması gerçekleştiren Bilecen’in 2017 yılında İbrahim Dizman’la birlikte derlediği “Aşrı Memleket Trakya” ve 2018’de “Gri Yeşil: İzmit” kitapları yayınlandı.

Londra’ya son olarak 2019’un Ocak ayında yine TÜBİTAK bursuyla Regent’s Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalışmaya gelen Bilecen, Türkiyeli toplumun geri dönüş eğilimi ve yine Ankara Anlaşmalılar üzerine alan araştırmaları yaptı. TP London tarafından 2016’da yayımlanan “Little Turkey in Great Britain ve Göç”, 2019’da yayınlanan “Kültür ve Yazın” kitaplarını derleyenler arasında yer alan Bilecen,  aynı zamanda Göç Dergisi’nin de bilim kurulunda yer alıyor.

Göç konusu ağırlıklı olmakla birlikte, demokrasi teorisi, kent çalışmaları, göç ve edebiyat üzerine çeşitli gazete, dergi ve kitaplarda yayınlanmış yazı ve makaleleri bulunan Doç. Dr. Tuncay Bilecen ile kendi hikayesini, İngiltere’de kurduğu Bisikletli Gazete’yi, son kitabını ve Türkiye’den İngiltere’ye göçün simgesi haline gelen Ankara Anlaşması’nı konuştuk.

Ankara Anlaşması ve göçmenlik üzerine yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

2014 – 2015 döneminde alanda çalışma yaparken Ankara Anlaşması yoluyla vize alanların çoğaldığını fark ettim. Londra’da hatırı sayılır bir Ankara Anlaşmalı nüfus oluşmaya başlamıştı. 2015’te Home Office’ten Ankara Anlaşmalılara ilişkin istatistikleri alarak bu konuda görüşmeler gerçekleştirdim. Bu yıllarda toplumdaki spekülasyonun aksine, şirket sponsorluğunda gelenler hariç anlaşma yapanlar 5 bin kişiyi geçmiyordu. Bu konu başlığına ilişkin ilk çalışmamın sonuçlarını 2015’de Prag’da gerçekleştirilen Göç Konferans’ında paylaştım.

2019’da Londra’ya üçüncü defa geldiğimde dışarıdan bakan birisi olarak toplumun genel görünümünün biraz değiştiğini fark ettim. Ankara Anlaşmalıların sayısı çoğalmış, artık onlar da Türkiyeli toplumun bir parçası haline gelmişti. Özellikle Türkiye’deki politik çatışma ortamından kaçmak isteyenler yoğun olarak bu anlaşma ile vize alma yolunu tercih ediyordu. Göç yavaş yavaş orta sınıf, orta yaş, aile göçü karakterine bürünmeye başlamıştı. Nitekim Home Office’ten aldığım datada Ankara Anlaşmalı göçmen nüfusunun katlanarak arttığını gördüm. Ankara Anlaşmalıların geri dönüş eğilimleri, Covid-19 salgınından nasıl etkilendikleri ve Türkiyeli etnik ekonomi içindeki konumlarına ilişkin çalışmalar gerçekleştirdim. “Politik Sığınmacılardan Ankara Anlaşmalılara, Türkiye’den Birleşik Krallık’a Göçler” başlıklı kitabımda bütün çalışmalara ilişkin bölümler yer alıyor.

Son yayınlanan kitabınızda sadece Ankara Anlaşmalılar mı var? Genel olarak kitabınızın içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

Kitapta, sadece Ankara Anlaşmalılar yok. Öncelikle Türkiye’den İngiltere’ye göçün tarihinden söz ediyorum. Bildiğiniz gibi, yoğun olarak 1980’lerin sonunda politik sığınmacı akınıyla başlayan göç, yerini son dönemde Ankara Anlaşması yoluyla oturum almaya bıraktı. Kitapta bunu “birinci göç akını” ve “ikinci göç akını” olarak ayırıyorum. Tabii arada kategoriler de mevcut. Örneğin 1990’ların sonunda 2000’lerin başında bir dönem çocuk bakıcılığı veya öğrenci vizesi almak çok revaçtaydı.

Kitabın ikinci bölümünde genel olarak göçmenlerin Birleşik Krallık’taki yaşamlarına odaklanıyorum. Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin sosyalleşme biçimleri nasıldır? Uyum süreçleri nasıl geçiyor? Irkçılık ya da ayrımcılık yaşıyorlar mı? Bu gibi sorular üzerinde yoğunlaşırken, bu bölümün sonunda göçmenlerin çalışma koşullarına bakıyorum. Burada da özellikle etnik ekonomi içindeki ilişkiler öne çıkıyor. Sonraki kısımlarda da göçmenleri geri dönmeye iten sebepler nelerdir? Dönen göçmenler neler yaşıyorlar? Dönen göçmenleri tekrar Birleşik Krallık’a göç etmeye iten sebepler nelerdir? Bu sorulara yanıt vermeye çalışıyorum. Bütün bu başlıklarda bol bol göçmenlerin sesine yer veriyorum. Bir başka deyişle, bu kitaba bir “göçmen hikâyeleri” toplamı olarak bakılabilir.

Ankara Anlaşması aslında içinde girişimcilik barındıran bir iş vizesi… Elbette mültecilikle ilişkisi olmayan, gönüllü bir göç var. Yararlandıkları haklar oldukça kısıtlı vs. Bunu yine de göçmenlik olarak değerlendiriyor musunuz?

Tabii tam anlamıyla göçmen olarak değerlendiriyorum. Sanırım buradaki kavram kargaşası gönüllü göçü, göç olarak kabul etmemekten kaynaklanıyor. Ankara Anlaşmalı bir görüşmeciye “ne zaman göç ettiniz?” diye sormuştum. “Ben göç etmedim ki, göçmen de değilim. Göçmenler ilticacılar değil mi?” diye sormuştu. Oysa kendisi de bir göçmen. Kısaca ister girişimcilik nedeniyle olsun, ister kariyerinde yeni bir sayfa açmak ya da politik bir çatışmadan kaçmak için bütün bu insani hareketliliği biz “göç” olarak tanımlıyoruz.

Ankara Anlaşmalılar başlarda ne gibi zorluklar yaşıyorlar?

Bir kişinin göç edebilmesi için üç sermayeden en az birine sahip olması gerekir. Bunlar beşeri sermaye (eğitim ve vasıf), sosyal sermaye (tanıdık, bağlantı) ve finansal sermayedir. Buna yaş, fiziksel engel vs. gibi birçok ara faktör ekleyebiliriz. Yaşayacağınız zorluk bu üçüne ne ölçüde sahip olduğunuzla ilgili oluyor.

Son dönemlerde gelen bazı Ankara Anlaşmalıların “Hele bir gidelim bakarız. Kervan yolda düzülür” gibi bir mantıkla hareket ettiklerini görüyorum.  Oysa göç kararının enine boyuna düşünülmeden alınmaması gerekiyor. Üstelik İngiltere hem pahalı bir ülke hem de buradaki sosyo-ekonomik yapı Türkiye’den çok farklı. Buna bir de Covid-19 salgınının ekonomide yarattığı tahribatı ekleyelim. Hal böyle olunca, kısa süren bir iyimserliğin ardından acı gerçeklerle karşılaşılıyor. Bu sefer acilen iş bulma, gelir yaratma ihtiyacı hasıl oluyor. Böylece Türkiye’de orta sınıf mensubu olan kişi burada sınıf düşerek “ne iş olsa yaparım, yeter ki iş olsun” şeklinde bir hayata adım atıyor. Tabii herkes böyle değil, örneğini işini ayarlayan, dil bilen kişiler bu saydığım zorluklardan en fazla kültür çatışması yaşıyorlar.

Ankara Anlaşmalılar arasında bir ayrışma var mı?

Ankara Anlaşması ile gelenlerde bu vize türüyle gelmek dışında bir birliktelik içinde olduğunu düşünmüyorum. Olması da gerekmiyor. İngiltere’de yaşayan akrabalarının yanına gelmek için Ankara Anlaşması yapan da var, son kuruşunu anlaşma yapmaya harcayan da… Burada büyük yatırımlar yapmak niyetinde olan iş insanları da var.  Dolayısıyla kategorik olarak ayrışma çok doğal. Aynı ayrışmanın mekânsal olarak da gerçekleştiğini söylemek mümkün. Birinci göç akınıyla gelenlerin %80’i Kuzey Londra’da kümelenmişken bugün Ankara Anlaşmalılar sadece Londra’da değil Birleşik Krallık’ın her yerine yayılmış durumdalar. Dolayısıyla, Ankara Anlaşmalılar arasında sınıfsal, sosyal, kültürel ve mekânsal birçok ayrışmalar mevcut ve bu da çok doğal.

2020 salgın nedeniyle birçok göçmen için olduğu gibi Ankara Anlaşmalılar içinde kötü bir yıl oldu. 2021 yılı Ankara Anlaşmalılar için sizce nasıl olacak?

Covid-19’ın Ankara Anlaşmalıları nasıl etkilediğine ilişkin bir alan araştırması yaptım. Buna göre Birleşik Krallık hükümetinin Covid-19 destek paketinden yararlananların oranı %42, geri kalanları bu paketten yararlanamamış. Salgın süresince çalışmaya devam ettiniz mi? sorusuna %75’i “hayır” cevabı veriyor. Covid-19 salgını sürecinde gelir kaybına uğradınız mı? sorusuna ise Ankara Anlaşmalıların %88’i “evet” diyor. Bütün bu cevaplar özellikle anlaşmanın ilk yıllarında olanlar açısından bu dönemin hiç de iyi geçmediğini gösteriyor. Ekonomik olarak sürdüremedikleri için bazı Ankara Anlaşmalılar geri dönmek zorunda kaldı, bazıları da böyle giderse geri dönmeyi düşünüyor. Ancak biz basında ve sosyal medyada daha çok gelenlerin hikâyelerini okuyoruz.

Bisikletli Gazete adıyla kurduğunuz online gazeteden bahseder misiniz biraz?

Gazeteyi bir restorana benzetirsek, gazetenin mutfağı muhabirliktir. Eğer muhabirlik yapmıyorsanız ya da orijinal içerik üretmiyorsanız başkasından aldığınız yemekleri restoranınızda allayıp pullayıp servis ediyorsunuz demektir. Maalesef son zamanlarda sayıları hızla artan online platformlarda böyle bir tembellik var. Birkaç nitelikli yayını saymazsak; tıklanma sayısına odaklanan, özensiz, kopyala yapıştır içeriklere dayanan bir çöplüğe dönüştü online gazetecilik mecrası. 

Bisikletli Gazete’de bir gazete gibi haber üretmiyor sadece göçmenlerle ilgili içeriklere yer veriyorum. Sürekli sahada olduğum, görüşmeler yaptığım için içerik üretmem de kolay oluyor. Bu içerikler arasında yaptığım görüşmeler önemli bir yer tutuyor. Ayrıca bu görüşmeleri YouTube’ta ve Spotify gibi podcast kanallarında yayınlıyorum. Bu bakımdan üretilen tüm içeriğin “organik” olduğunu söyleyebilirim. Bütün bunları da tamamen gönüllü olarak, göçmenlere ilişkin yaptığım çalışmaların akademik camiayla sınırlı kalmaması amacıyla yapıyorum. Güzel geri dönüşler almak beni mutlu ediyor.

Türkiye’den Birleşik Krallığa Göçler başlıklı kitabı https://pressdionysus.com/product/turkiyeden-birlesik-krallika-gocler/ adresinden edinebilirsiniz.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.