Umut vadeden Ankara Anlaşması’nın mağdurları hak arayışında…

Türkiye’den İngiltere’ye zorlu bir yol!

Türkiye vatandaşlarına Birleşik Krallık’ta iş kurma, çalışma ve oturum hakkı tanıyan Ankara  anlaşması vizesinde yapılan değişikliklerle süresiz oturum oldukça zorlu bir hale getirildi. 15 Haziran 2018’de yapılan değişiklikler geriye doğru da uygulanmaya başlayınca mağduriyetler arttı ve binlerce insanın imzaları ve bağışlarıyla gönüllü olarak katıldığı bir hukuk mücadelesi başladı. İlk davanın sonucu Türk toplumu için hayal kırıklığı ile sonuçlanmış olsa da, hukuki mücadele henüz bitmedi.

1963 yılında yürürlüğe giren Ankara Anlaşması uzun yıllardır Türkiye’den Birleşik Krallık’a gidenlere umut oldu. Binlerce Türkiyeli Ankara Anlaşması’ndan yararlanarak Birleşik Krallık’a taşındı, yatırım yaptı ve yepyeni hayatlar kurdu. Ancak son bir yılda Ankara Anlaşması kabul şartlarında ve vatandaşlığa giden süreçteki koşullarda değişiklikler yapıldı ve bu değişikliklerin geriye dönük olarak da uygulanması talep edildi.

Yeni düzenleme, 16 Mart 2018’den önce anlaşmadan yararlanmaya başlayanlar için ciddi mağduriyetlere yol açan bir anlaşmaya dönüştü. Değişikliklere itirazlar edildi, imzalar toplandı, davalar açıldı… Henüz kazanılmış haklarını kaybetme tehlikesi olanlar için iç açıcı bir sonuca varılmış değil. Hukuki süreç devam ediyor ve davanın avukatları 26 Mart 2019’da kararı temyize götürdü.

Peki yapılan Ankara Anlaşması vizesi ile İngiltere’de iş kuran ve buraya yerleşen Türk vatandaşlarının talepleri neler? Bundan sonra neler olacak? Konunun uzmanlarına ve sürecin takipçilerine sorduk…

Redstone Solicitors hukuk bürosundan Avukat Yaşar Doğan’dan tartışma konusu olan değişiklikleri şöyle anlatıyor:

“İngiltere’de iş kurmak isteyen Türk vatandaşları önce 1 yıl, sonra 3 yıl geçici oturumlar aldıktan sonra  İngiltere’de süresiz oturum için başvurabiliyorlar, eşlerini ve çocuklarını da getirebiliyorlardı. Home Office, kuralları değiştirerek eşlerin en az 2 yıl İngiltere’de yaşamış olması şartını getirdi. Bu değişiklik belli bir dönem sadece kağıt üzerinde kaldı. Sonra aniden uygulanmaya başlayınca pek çok kişi ret almaya başladı. Ret alanlardan biri de Hacer Aydoğdu idi. Aydoğdu ailesi pek çok aile ile birlikte dava açtı. Bunun Ankara Anlaşması’na aykırı olduğu iddia edildi. Pek çok dava içinden Hacer Aydoğdu davası öncül dava olarak seçildi.”

Ani bir kararla Ankara Anlaşması şartları değişti

Hacer Aydoğdu İngiltere’de yaklaşık bir yıldır büyüyerek devam eden hukuk mücadelesinin de simge ismi haline geldi. Avukat Doğan, davanın konusu olmamasına rağmen hakimin sadece eşlerin değil Türk vatandaşlarının süresiz oturum haklarını korumadığına yönelik bir karar verdiğine ve ailenin de maddi imkansızlıklardan dolayı kararı temyize götüremediğine dikkat çekiyor.

Bu karardan sona süresiz oturum başvuruları da durduruldu. Bir süre sonra değişiklik olmadan başvurular alınmaya başlandı. Ancak bu kez de 16 Mart 2018’de ansızın yapılan ve derhal yürürlüğe konulan bir kararla Ankara Anlaşmalıların süresiz oturum hakları durduruldu. Sonrasında 16 Haziran 2018’de süresiz oturum hakkını yeniden düzenleyen bir kılavuz yayınlandı. Bu kılavuzda yer alan yeni düzenlemelerle ikamet süresi 5 yıla çıkarıldı, dil ve kültür sınavı zorunlu hale getirildi ve tüm bunların yanında her bir aile ferdi için ödenmesi gereken 2389 Sterlin başvuru ücreti getirildi. Ayrıca bu değişikliklerin 16 Mart 2018 yılından önce Ankara Anlaşması’na başvuranlara ve bu vizeyle Birleşik Krallık’ta işini ve yaşamını kuranlara da uygulanacağı duyuruldu.

“Budurumbir çok mağduriyetlere neden oldu. Bu değişikliklerin geriye doğru uygulanacak olması bariz bir şekilde adaletsizlik”diyen Avukat Yaşar Doğan sonrasında yaşanan süreci şöyle anlatıyor:

“Mağdur olan Türk iş insanları Leni Candan önderliğinde Türk İş İnsanları Birliği’ni kurdular. Ben de gönüllü olarak avukatlık görevini kabul ettim. İlk önce ihtar mektubumuzu verdik. İstediğimiz sonucu alamayınca İngiltere Yüksek Mahkemesi’nde davamızı başlattık. Hem Aydoğdu ailesi kararının hukuken yanlış ve Avrupa Adalet Divanı kararlarına aykırı olduğunu, hem de kural değişikliklerinin bu vizeden yararlananların meşru beklentilerine aykırı olduğunu iddia ettik. Yüksek Mahkeme’de 7 Mart 2019’da davamız gerçekleşti. Hakim davadaki yasal argümanların zorluğu nedeniyle kararı erteledi. 18 Mart 2019’da mahkeme kararını açıkladı.”

 

Değişikliklerin geriye dönük uygulanması gereksiz, adaletsiz ve orantısız

Yüksek Mahkeme kararında, 16 Mart 2018’den önce İngiltere’de bulunan Ankara Anlaşmalıların kural değişikliklerinden etkilenmeyecekleri yönündeki beklentilerin meşru olduğunu, meşru beklentinin Home Office tarafından kural değişiklikleri nedeniyle ihlal edildiğini ve mağduriyetlerin oluştuğunu kabul etti. Ancak yapılan değişikliklerin kamu yararı için meşru ve dengeli değişiklikler olduğu da karara bağlandı. Avukat Doğan, bu kararın hayal kırıklığına neden olduğunu, hakimin karar metninde mağduriyetlere yer vermiş ve ciddi mağduriyetlerin yaşandığını kabul etmiş olsa da, kamu yararı ile karşılaştırıldığında durumun yetirince vahim olmadığına karar verdiğini ifade ediyor. Doğan kararı şöyle yorumluyor:

“Eğer değişiklikler hali hazırda İngiltere’de yaşayan Ankara Anlaşmalıları etkiliyor olmasaydı hakime katılmak mümkün olabilirdi. Zira kural değişiklikleri sonrası İngiltere’ye gelen insanlar yeni gereksinimlerin ne olduğunu bilecekti. Burada yaşayanlara geriye dönük uygulanması orantılı ve meşru olarak görülemez. Home Office elbette göçmenlik kurallarını değiştirebilir.

Ancak bu değişiklikleri geriye dönük uygulayabilmesi için çok ciddi sebepleri olması gerekir. Bunun için sadece teorik denebilecek göçmenlik sisteminin idaresi gerekçe olarak gösterilemez. Avrupa Adalet Divanı kararlarına da aykırı olduğunu düşünüyorum. Uygun olsa bile bunların geriye dönük olarak uygulanması gereksiz, adaletsiz ve orantısızdır. Yüksek Mahkeme’nin kararının yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bu kararları temyize götürme kararı aldık.”

Şimdilerde Aydoğdu davası etkisiyle Türkiye vatandaşlarına yapılan bu haksızlığın giderilmesi için davanın temyize götürülmesine hazırlanılıyor. Bu dava sürecini yürütebilmek üzere, Leni Candan öncülüğünde kurulan Türk İş İnsanları Birliği tarafından gönüllü yapılan bağışlarla dava masraflarını ödemek üzere 100.000 Sterlin civarında para toplandı. Süreç oldukça uzun ve karmaşık görünüyor… Her geçen gün daha fazla insanın ilgi gösterdiği davada bundan sonra neler olacağı ise merak konusu.

Davanın konusu…

Ankara Anlaşması kapsamında Birleşik Krallık’a gelmiş ya da gelmek üzere hazırlık yapan pek çok insanın ve ailenin mağduriyetlerine neden olan davanın konusunu Türk tarafının avukatlarından Redstone Solicitors ofisinden Yaşar Doğan şöyle sıralıyor: Türk toplumunun iddiaları:

  • 16 Mart 2018 itibariyle Ankara Anlaşması altında İngiltere’de bulunan Türkiyeli iş insanlarının eski kurallar altında değerlendirilerek (yani 4 yıl sonunda, dil ve vatandaşlık sınavına tabi tutulmadan, ve başvuru ücreti ödemek zorunda olmadan) süresiz oturum alacaklarına dair meşru bir beklentileri vardır.
  • Home Office 16 Mart 2018 ve sonrasında kurallarda değişiklikler yapıp yeni gereksinimler getirerek ve bu değişiklikleri geriye doğru uygulayarak yukarıda belirttiğimiz meşru beklentiyi ihlal etmiştir.
  • Bu meşru beklentinin ihlali neticesinde bu durumdan etkilenen insanlara ciddi mağduriyetler yaşatılmıştır ve yaşatılmaktadır.
  • Sebep olunan mağduriyetler göz önünde tutulduğunda, Home Office’in bu tavrı demokratik bir düzende ‘orantısızdır’ ve ‘yetkiyi kötüye kullanma’ niteliğindedir.

Mahkemenin kararı:

  • Davacı grubun kural değişiklerinden etkilenmeyecekleri (yani 4 yıl sonunda, dil ve vatandaşlık sınavına tabi tutulmadan ve başvuru ücreti ödemek zorunda olmadan süresiz oturum alacakları) yönündeki beklentileri haklıdır ve meşrudur.
  • Home Office 16 Mart 2018 ve sonrasında yaptığı değişikliklerle bu meşru beklentiyi ihlal etmiştir.
  • Bu ihlal neticesinde davacı grubun mensupları birçok mağduriyetler yaşamışlardır.
  • Ancak, Home Office’in bu değişiklikleri yapmak için gösterdikleri sebep, davacı grubun yaşadığı mağduriyetlerle kıyaslandığında daha ağır bastığından, yapılan değişiklikler kamu yararına alınmış orantılı tedbirlerdir ve meşrudur. Bu sebeple, yapılan uygulama ‘yetkiyi kötüye kullanma’ olarak değerlendirilemez (Home Office’in değişiklikleri meşrulaştırmak adına gösterdikleri sebep şu olmuştur: bir taraftan Türk iş insanlarını mağdur etmemeye çalışırken, bir taraftan da göçmenlik sisteminde idareyi sağlamak).

Türk İş İnsanları Birliği Kurucusu Leni Candan

“Bu davanın peşini bırakmayacağız”

Aydoğdu kararı sonrasında dava açılması için imza ve bağış kampanyası başlatan Türk İş İnsanları Birliği (AOTB) Kurucusu Leni Candan mahkeme kararını şöyle değerlendiriyior:

“Hakimin kanunen haklı olduğumuzu, Home Office’in bize meşru beklentiye yol açacak bir söz verdiğini ve daha sonra bu beklentimizi ihlal ettiğini kabul etmesine ve yasal olarak tüm konularda bizi haklı bulmasına rağmen ‘yeterince mağdur olmadığımızı’gerekçe göstererek verdiği bu karar bizi çok üzdü ve hayal kırıklığına uğrattı. Ancak haklı olduğumuza inanmaya devam ediyoruz. Bir meşru beklenti ihlali gerçekleştiğinin Yüksek Mahkeme tarafından da teyit edilmiş olması bizce bu davanın peşini bırakmamamız gerektiğine işaret ediyor. Bu kararı en üst mahkeme olan Temyiz Mahkemesi’ne taşıyabilmek için gerekeni yapmalıyız diye düşünüyoruz. Davaya destek verenlerin genel kanaati de bu işi gidebileceği son noktaya kadar götürmek şeklindedir.’’

Türk İş İnsanları Birliği, Yüksek Mahkeme’nin adaletsiz ve kanunen yanlış olarak yorumladığı kararına karşı 26 Mart’ta temyiz başvurusunu yaptı. Temyiz duruşması için izin sürecinin izlenmesinden sonra Temyiz Mahkemesi’nin nihai kararının belli olmasının yaklaşık bir yıl süreceği tahmin ediliyor.

Ankara Anlaşması, İngiltere’yle değil AB ile imzalandı

Tüm bu kaosun temelinde yer alan Ankara Anlaşması, İngiltere’de Brexit ile sona erebilir.

Londra eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşesi Ayşegül Yeşildağlar “Ankara Anlaşması, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini sağlamak üzere 1963 yılında Türkiye ile o zamanki Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında imzalanan Ankara Ortaklık Anlaşması’dır. Ancak  bu tanımlama İngiltere’de, temelinde Türk vatandaşlarına tanınan serbest dolaşım hakları ve vizelerinden bahsederken kullanılmaktadır” şekline anlaşmayı özetliyor.

Yeşildağlar şöyle devam ediyor:

“Ankara Anlaşması sadece kişilerin serbest dolaşımını değil, üyelik ile ilgili tüm düzenlemeleri içeren bir anlaşma. Örneğin; Türkiye’nin üyesi olduğu  Gümrük Birliği de bu anlaşmanın bir parçası. Ankara Anlaşması, genelde zannedilenin aksine Türkiye ile İngiltere arasında özel bir anlaşma olmayıp AB’ye bağlı bir anlaşma. Bu nedenle de, İngiltere’nin AB’den çıkması halinde bu ülkede son bulsa da diğer AB ülkelerinde geçerliliğini sürdürecek.”

Ankara Anlaşması’nda bazı iyileştirmeler de yapıldı

Ankara Anlaşması’nda yapılan yeni düzenlemeleri değerlendiren Yeşildağlar, davanın temyize götürülmesine yol açan değişikliklere karşın, Ankara Anlaşması işçi kategorisinde eskiden 10 yılda alınan süresiz oturma izninin 5 yılda alınabilmesi gibi bazı iyileştirmeler de yapıldığını belirtiyor.

Yeşildağlar “Bu süreçte farklı yaklaşımlar oldu. Bir grup vatandaş ve hukukçu, Home Office’in tüm çalışanlar için çıkardığı ve Ankara Anlaşması vize sahiplerini de içine alan yeni göç kurallarının çok da olumsuz olmadığı ve dava yoluna gidilmesi halinde getirilen bazı iyileştirmelerin de kaybedilebileceği görüşünü benimserken, diğer bir grup  hukuk mücadelesine devam edilmesi görüşünü sürdürdü.

Türk toplumu için sadece hukuk değil bir varoluş savaşı…

Devlet temsilcilerimizin tartışmalara katılmadıkları ve taraf olmadıkları gözlemlenen bu aşamada İngiltere’deki  Türk toplumu ilk kez bir araya gelerek Aydoğdu kararını takiben getirilen kısıtlamalara karşı hukuki bir hak arama mücadelesine girişti” diyor. Bunda, son yıllarda İngiltere’ye gelen toplum profilinin hem bilgi hem de finansal bakımından daha donanımlı olmasının da payı olduğunu vurgulayan Yeşildağlar, karar sonrası yaşanan süreci anlatmayı sürdürüyor:

Açılan davanın sadece hukuki bir süreç değil aynı zamanda Türk toplumunun güçlü bir duruşu ve varoluş savaşı olduğu görüşünde olan Yeşildağlar “‘Bu toplum bir araya gelip £100.000 topladı ve hukuk mücadelesi verdi. Bence temyiz süreci olumsuz sonuçlansa bile toplumumuz ilk kez devletin öncülüğü olmadan ve devletten bir şey beklemeden böyle bir inisiyatif almıştır. Bu önemli bir gelişmedir.”

Ankara Anlaşması 60 yıldır değişiyor…

Ankara Anlaşması ile başlayan ve neredeyse 60 yıldır devam eden üyelik sürecinde tarafların, kişilerin serbest dolaşımını düzenleyen ilave anlaşmalar yaptıklarını ve Türk vatandaşlarının AB ülkelerinde çalışma koşullarının giderek genişletildiğini belirten Yeşildağlar, bugün gelinen noktada Türk vatandaşlarının üye ülkelerdeki çalışma koşullarının AB ülkeleri vatandaşlarıyla aynı düzeyde olmasa da diğer 3. ülke vatandaşlarına kıyasla daha imtiyazlı bir konumda olduğunu ifade ediyor. Örneğin;Türk vatandaşlarına çalışma koşullarında ayrımcılık yapılamayacağı, işe alımlarda Türk vatandaşlarına diğer 3. ülke vatandaşlarına göre öncelik verileceği, çocuklarının bulundukları ülkelerde o ülkenin vatandaşlarıyla eşit eğitim haklarından yararlanacağı ve bu haklara kamu güvenliği, kamu yararı ve kamu sağlığı dışındaki gerekçelerle halel gelmeyeceği güvence altına alınmış.

60 yıllık süreci anlatmayı sürdüren Yeşildağlar şöyle devam ediyor:

“Türkiye-AB ilişkisi çok inişli çıkışlı bir şekilde seyretmiş ve 1980 ihtilali vb. politik nedenlerle zaman zaman uzun süreli kesintilere uğramıştır. Anlaşmalara göre Türk vatandaşları için AB ülkelerinde en geç 1986 yılında başlaması öngörülen serbest dolaşım, sürecin kesintiye uğraması nedeniyle gerçekleşememiştir. Bunun üzerine, AB ülkelerindeki Türk vatandaşlarının karşılaştıkları haksız uygulamalara Ankara Anlaşması ve buna bağlı olarak çıkarılan mevzuat çerçevesinde çözüm aramak üzere AB Adalet Divanı yolu denenmiştir.”

Türklere Adalet Divanı yolu açıldı

Almanya’da ulusal mevzuat uyarınca sınır dışı edilmesine karar verilen bir Türk vatandaşı ile ilgili Adalet Divanı kararının, Türk vatandaşları için örnek oluşturduğunu söyleyen Yeşildağlar,  “Böylece Türkiye, AB ülkesi olmadığı halde vatandaşlarının AB ülkelerindeki davaları yorum için Adalet Divanı’na gönderilebilen yegane ülke olmuştur. Bunun başka bir örneği yoktur” diyor.

“Bugüne kadar Adalet Divanı’nın vatandaşlarımızla ilgili olarak aldığı birçok karardaki olumlu yorumlar, üye ülkelerdeki haklarımızı anlaşmalardan da daha ileri bir boyuta taşımıştır” diyen Yeşildağlar süreçte yaşananları anlatmaya devam ediyor:

‘Savaş kararı’ kendi namına çalışanlar için süreci lehimize değiştirdi

Bu açılımı örneklendirmek gerekirse; Divan, İngiltere’den intikal eden Abdülnasır Savaş davasıyla ilgili kararında, kendi işini yapan veya hizmet sunan Türk vatandaşlarına uygulanan koşulların, bu ülkelerin AB’ye üye olduğu tarihten itibaren ağırlaştırılamayacağına hükmetmiştir. Örneğin, İngiltere AB’ye üye olduğu 1973 yılında kendi işini kurmak isteyenlere hangi kuralları uyguluyorsa vatandaşlarımız bakımından da aynı uygulamanın sürdürülmesi gerekecektir. Böylece o zamana kadar işçilerle ilgili olarak sürdürülen hak arayışı, Savaş kararı sonrası kendi namına çalışanları da kapsama alarak devam etmiştir.

Abdülnasır Savaş kararı alındığı dönemde Brüksel’de görev yapan Yeşildağlar, kararın hukuk dünyasında çok büyük ses getirdiğini belirtiyor ve Savaş kararından sonraki süreçte İngiltere’nin ulusal mevzuatının bu karar ile uyumlaştırıldığına dikkat çekiyor:

“2009 yılında getirilmeye çalışılan ve diğer vize kategorilerinden Ankara Anlaşması vizesine geçmeyi engellemeyi amaçlayan kısıtlamalar yoğun bir lobi ile engellendi. Zaman zaman güncellenen Ankara Anlaşması Kılavuzu’na ilave edilmek istenen haksız hükümler, görüşmeler ve toplantılar yoluyla engellendi. Ankara Anlaşması vizesine sahip vatandaşlarımızın çocuklarının ‘home student’ olarak değerlendirilerek eğitim ve burs imkanlarından eşit koşullarda yararlanması sağlandı. Savaş Kararı sonrası  ‘part time’ çalışanlar, ‘au-pair’ler’ ve ’iltica eden vatandaşlarımız’a dair İngiltere’den Divan’a gönderilen  davalar desteklendi, bu davalarda alınan ve söz konusu grupların haklarını genişleten kararlar, avukatlık büroları ile işbirliği halinde toplumumuza anlatılarak Ankara Anlaşması konusunda duyarlılık arttırıldı.”

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.